Peygamberlerin hayatı

Hz. Yunus (as)

Hz. Yunus (as)

بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم

فَاجْتَبٰيهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحٖينَ

“Fakat Rabbi onu(Yunus’u) seçti
ve onu salih olanlardan kıldı.”

(Kalem 50)

Hz. Yunus(as), İsrail hükümdarı Yarovam’ın devrinde hayatını idame etmekteydi. Allah-u Teâla, Hz. Yunus(as)’u Yarovam’a yollayıp kaybettikleri diyarlarının bir kısmını fethedebileceğini tebliğ etmişti. Bunun akabinde Asur hükümdarı henüz İsrailoğullarını sürgüne göndermemişken memleketleri Ninova’da Irak’ın Musul civarı ikamet etmekteydiler.

Hz. Yunus'un Kaçışı

Allah-u Teâlâ Hz. Yunus(as)’a seslenip “Ey Yunus! Kalk, O haşmetli memlekete Ninova’ya git ve kavme hakikati tebliğ et, zira fenalıkları arşıma dek zuhur etti” dedi. Amma Hz. Yunus(as) o kavmin asi olduğunu bildiğinden tövbe edip etmeyeceklerinden tereddüt ederek, İsrail diyarının deniz kıyısında bulunan Yafa’dan Tarsus’a gizlice giderek Allah-u Teâlâ’nın emrine riayet etmemeye niyet etti. Lakin gemiye binip yol aldığında Kadir-i Mutlak, kuvvetli bir fırtına gönderdi de az kalsın gemi paramparça olacaktı. Gemideki herkes kendi ilahına feryat edip geminin yükünü hafifletmek için bazı malları denize attılar ama baktılar ki bu böyle olacak bir iş değil. Hz. Yunus(as) ise geminin ambarında uykuya dalmıştı. Geminin kaptanı Hz. Yunus(as)’u uyandırıp “Hey! Biz burada canımızla uğraşırken, sen neden uyumaktasın. Kalk kendi ilahına feryat et, belki bizi bu afetten O kurtarır” dedi.

Fırtına durmayınca gemidekiler “Bu musibet kimin yüzünden başımıza geldi. Gelin kura çekelim de kimin ilahı buna vesile oldu öğrenelim” dediler. Kura, Hz. Yunus(as)’a denk geldi. O vakit gemidekiler Hz. Yunus(as)’a “İstirham ederiz söyle sen kimsin? Hangi memleketten, hangi kavimdensin? Neden bu musibet bizi buldu nereden gelip nereye gitmektesin?” diye korkuyla sual ettiler. Hz. Yunus(as) da “Ben İbraniyim, yeryüzünü ve denizleri yaratan Rabb-ül Âlemin’e ibadet ederim” diyerek emr-i ilahiden neden kaçtığını anlattı.

Gemidekiler daha çok feryat edip “Şimdi ne etmemiz lazım ki bu afet bitsin?” diye sorunca, Hz. Yunus(as) “Bu afet benden ötürü hâsıl olduğundan beni denize atmanız elzemdir, yoksa fırtına durmaz.” Ancak onlar Hz. Yunus(as)’a bu fenalığı etmekten hicap ettiler. Küreklere asılıp karaya varmaya çalışsalar da amaçlarına muvaffak olamadılar. Bunun akabinde gemidekiler dua edip “Ey Rabb-ül Âlemin gözünde hak olanı sen gerçekleştirdin, lakin sana yalvarırız bu adamdan ötürü bizi de helak etme. Bu adamın kanından bizi mesul kılma!” diyerek Hz. Yunus(as)’u denize atar atmaz fırtına durdu, gemidekilerin canı da bağışlandı. O adamlar da Rabb-ül Âlemin’den korkup O’na kurbanlar kestiler.

Hz. Yunus'un Tövbesi

Allah-u Teâlâ da Hz. Yunus(as)’u yutsun diye kocaman bir balık gönderdi. Balık Hz. Yunus(as)’u yuttu ve üç gün üç gece bağrında taşıdı. O vakit Hz. Yunus(as) Allah-u Teâlâ’nın emrinden kaçtığı için mahcup olarak şöyle dua etti:

“Ölümün eşiğinde çektim âh-ı dâd,
İlâhım nejat ver, diye kıldım feryâd.
Rabbim beni denizin dibine attı,
Tüm vücudum kara dalgalara battı.
Dara düştüğümde dedim ki Mâbud'a:
“Hayat veren nefesten oldum mu cüdâ?
Artık sana ibadet edemez miyim?
Aksa'yı ziyarete gidemez miyim?”
Dönerdi etrafımda girdap suları,
Boğardı boynumu deniz yosunları.
Nihayet çöküp, berzaha inmekteydim.
Ümidi kesip, cihandan gitmekteydim.
Kapanmıştı kapılar, artık ölüydüm
Ölülerin diyarında gömülüydüm.
Ama inayetinle tuttun elimden,
Kurtarıverdin beni sonsuz ölümden.
Nefesim kesilip, tamamen ümidim
Bitince Rabbim, yine sana yöneldim.
İntizâr içinde feryad saldım sana,
Erişti iniltim yüce Beytullah'a.
Kim tavaf ederse yararsız putunu,
İnkar eder Allah'ın mehr-i lütfunu.
Bense şük'r ile ederim hamd-ü senalar,
Getiririm Sana kurban ve adaklar.
Kurtarıcı Sen'sin, Sen'den gelir hayat,
Sen'dedir tüm kudret, Sen'den gelir necat!”

deyip feryat etti.

Kadir-i Zişân’da Hz. Yunus(as)’ın tövbesini kabul edip balığa emrederek onu karaya bıraktırdı.

Allah'ın Emri

Akabinde Allah-u Teâlâ tekrar Hz. Yunus(as)’a “Kalk, sana emreylediğim gibi Ninova’ya git ve fenalıklarından tövbe etmeleri gerektiğini tebliğ et” dedi. O vakit Hz. Yunus(as) emrolunduğu üzere Ninova’ya yol aldı. Hz. Yunus(as) Ninova’yı dolaşarak “Ey Ninova ksvmi tövbe edin, yoksa Kadir-i Külli Şey bu diyarı kırk gün sonra helak edecek” diyerek tebliğde bulundu. Ninova kavmi Hz. Yunus(as)’un tebliğini duyunca günahlarından hicap ederek, tövbe ettiler. Hep beraber oruç tutup huzur-u İlahide secde ederek günahlarından bağışlanma dilediler.

Ninova’nın hükümdarı tebliği duyunca tüm memlekete buyruk vererek “Ne bir insan ne de bir hayvan ağzına tek bir lokma dahi sürmeyecek. Bütün kavim secde edip kalb-i selim ile tövbe edecek, fenalıklarından vazgeçecek. Belki Kadir-i Külli Şey merhamet ederek canımızı bağışlar da öfkesinden vazgeçer” dedi. Allah-u Teâlâ’da tevazuyla tövbe eden bu kavme, merhamet gösterdi, günahlarını affetti ve onları helak etmekten vazgeçti.

Lakin Hz. Yunus(as) Allah-u Teâlâ’ya gücenip “Ey Kadir-i Mutlak daha ben kendi memleketimdeyken böyle olacağını biliyordum. Bu yüzden Tarsus’a kaçmayı niyet ettim. Bilirim ki sen merhamet eden, affeden, gafur, rahim olansın. Ey Kadir-i Rahim, istirham ederim bari şimdi canımı al, benim için terk-i hayat etmek, yaşamaktan daha evlâdır” dedi. Hz. Yunus(as) belki Allah-u Teâlâ Ninova kavmini helak eder diye çıkıp bir tepede oturup olacakları seyretmek istedi. Allah-u Teâlâ’da Hz. Yunus(as)’a gölge etsin diye bir ağaç yarattı. Hz. Yunus(as)’ta Rabb-i Rahim’in kendisine gösterdiği bu inayetinden dolayı müteşekkir oldu. Ancak ertesi gün Kadir-i Mutlak bir kurt gönderip ağacı kuruttu. Akabinde yakıcı bir doğu rüzgarı gönderip Hz. Yunus(as)’a hararet verdi. Hz. Yunus(as) o kadar fenalaştı ki tekrar “Terk-i hayat etmek, yaşamaktan daha evlâdır” diyerek Rabb-i Rahim’e sitem etti.

Allah-u Teâlâ’da cevap edip “Bu ağaçtan ötürü sitem etmeye ne hakkın var? Bu ağaç bir gecede hâsıl oldu, bir gecede kurudu. Sen hiçbir çaba sarf etmediğin bu ağaç için üzülüp sitem ediyorsun da ben yoktan yarattığım bu kavme ve hayvanata rahmetimi mi esirgeyeyim?” diye cevap vererek kendisinin ne kadar merhametli olduğunu beyan etti.

Kıssadan Hisse

Hepimizin içinde bir Yunus(as) yatmaz mı? Hangi birimiz Allah-u Teâlâ’nın emirlerine tamamıyla riayet edebildik ki? Hz. Yunus(as) Allah-u Teâlâ’nın emrine icabet etmek yerine kendi fikriyle hareket edip uzaklara kaçmak niyetindeyken Allah-u Teâlâ dilerse onu reddedebilecekken, onu tekrar sağ salim vazifesinin başına döndürmek için fırtınaları ve devasa balığı gönderdi. Hz. Yunus(as) kibri bırakıp tevazuya bürünmesi için o balığın midesine girmeliydi peki, ya ben kibirden arınıp tevazuya bürünebilmek için hangi çilelerden geçmem gereklidir? Veyahut şimdiden tevazuya bürünüp tövbe etmek mi gerekir? Allah-u Teâlâ haddi zatında Hz. Yunus(as)’u reddedebilecekken “onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı.” Ben dahi huzur-u İlahi’den reddedilmem gerekirken Allah-u Teâlâ’nın lütfuna mazhar olamaz mıyım? Ninova ahalisine merhamet eden tövbe ile niyaz edince bana da merhamet etmez mi?

Kaynakça

Tevrat-ı Şerif: 2. Krallar 14:25

Zebur-u Şerif: Yunus

İncil-i Şerif: Matta 12:38-41, 16:1-4, Luka 11:29-30,32

Kur’an-ı Kerim: Nisa 163, En’âm 86-87, Yunus(as) 98, Enbiya 87-88, Saffât 139-148, Kalem 48-50