Peygamberlerin hayatı

Hz. Elyasa (as)

Hz. Elyasa (as)

بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم

وَاِسْمٰعٖيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاً وَكُلاًّ فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمٖينَ

“İsmail, ELYESA, Yunus ve Lut’u da hidayete erdirdik.
Hepsini âlemlere üstün kıldık.”

(En’âm 86)

Allah-u Teâlâ Hz. İlyas(as)’a kendi yerine Hz. Elyesa(as)’yı peygamber olarak seçmesini emrettikten sonra Hz. Elyesa(as), Hz. İlyas(as)’ı takip etmeye başlamıştı. Hz. İlyas(as) Rabb-i Rahim’in huzuruna alınacağı vakit Hz. Elyesa(as) da onun ardı sıra gitmişti. Hz. Elyesa(as), Hz. İlyas(as)’taki Ruh-ul Kuds’ten iki pay istirham edince Hz. İlyas(as); “Benim semaya alındığımı görürsen isteğin gerçekleşecek” demişti. Yol boyunca muhabbet ederken ansızın ateşten atlı bir araba gelip Hz. İlyas(as)’ı semaya çıkardı. Hz. Elyesa(as) “Baba, baba, araba ve atlılar!” diye nida etti o vakitten sonra Hz. Elyesa(as) üstadı Hz. İlyas(as)’ı bir daha göremedi. Hz. İlyas(as)’ın semadan düşen cübbesini aldı, Şeria ırmağından geçerken cübbeyi dürüp sulara vurunca ırmak ikiye ayrıldı ve Hz. Elyesa(as) karşıya geçti. O bölgelerde ki evliyalar Hz. Elyesa(as)’yı görünce “Hz. İlyas(as)’ta ki Ruh-ul Kuds, Hz. Elyesa(as)’ya zuhur etmiş” dediler. Hz. Elyesa(as)’ı teselli etmek için adamlar gönderip Hz. İlyas(as)’ı arattılar, lakin hiç kimse Hz. İlyas(as)’ı ne görebildi ne de bulabildi.

Mucizeler

Eriha’da ikamet edenler, içtikleri sudan ve topraklarından sitem ettiler. Hz. Elyesa(as) bir kaba tuz koydurup suyun kaynağına vardı. Tuzu suya atıp “Rabb-i Rahim diyor ki ‘Bu suya berraklaştırıp arındırıyorum artık onda ölüm veyahut verimsizlik bulunmayacaktır’ ” dedi. Hakikaten de o günden sonra o su berraklaştı ve hep o vaziyette kaldı ve toprak bereketli oldu. Hz. Elyesa(as) başka bir memlekete gidince çocuklar kendisiyle alay edip onu maskaraya çevirdiklerinde, Hz. Elyesa(as) onlara beddua etti ve o anda iki dişi ayı ortaya çıktı da kırk ikisini parçaladı.

Bir vakit evliyalardan birinin eşi Hz. Elyesa(as)’ya gelip “Ey Resulüm! Kocam vefat etti, sen de bilirsin ki o müminlerdendi. Şimdi ise bir alacaklısı geldi borcuna karşılık iki evladımı benden alıp köle etmek istiyor.” deyince Hz. Elyesa(as), evinde ne olup olmadığını sordu. Kadın azıcık zeytinyağı dışında hiçbir şeylerinin olmadığını söyledi. Hz. Elyesa(as) “Git konu komşunda ne kadar kap kacak, testi varsa hepsini al. Kapıyı kilitleyin bütün kapları yağla doldurun” deyince kadın denileni yaptı, konu komşusunu dolanıp kap kacakları topladı ve kapların her birini, evinde azıcık zeytinyağıyla kap kalmayana dek doldurdu. Bu vaziyeti Hz. Elyesa(as)’ya bildirdiler. O’da o zeytinyağlarını satıp borcunu ödemesini salık verdi, artanla da hayatlarını idame etmelerini buyurdu. Hakikaten de kadın borcunu ödedi ve artan zeytinyağıyla da hayatlarına sıkıntısız devam ettiler.

Başka bir vakit Hz. Elyesa(as), gittiği memlekette zengin bir kadın onu yemeğe davet etti. Hz. Elyesa(as) ne vakit o memlekete gitse hep bu kadına yemeğe giderdi. Kadın, Hz. Elyesa(as)’ya olan hürmetinden ötürü kocasıyla beraber evinin çatısında bir oda inşa ederek her geldiğinde onu orada konuk ettiler. Hz. Elyesa(as) kadına “Bizim için çok zahmet çekiyorsun söyle senin için ne yapayım?” Lakin kadın tevazu ile hiçbir şey istiham etmedi. Ancak Hz. Elyesa(as)’nın hizmetkarı kadının kısır olduğunu, kocasının da yaşlı olduğunu söyleyince Hz. Elyesa(as) kadına “Gelecek sene bu vakitlerde bir evladın olacak” diye söyledi. Kadın “Ey müminlerden olan, Allah-u Teâlâ’nın halis kulu, istirham ederim yalan söyleme, bu gerçekleşmesi mümkün olan bir hadise değil” dese de bir sene sonra Hz. Elyesa(as)’nın dediği gibi bir evladı oldu. Evladı büyüdü lakin başındaki ağrı nedeniyle öğle vaktine dek sıkıntı çekti ve akabinde vefat etti. Kadın acele ile evladını Hz. Elyesa(as)’nın odasına kattıktan sonra eşeğine binip Hz. Elyesa(as)’nın mağarasına doğru yol aldı. Hz. Elyesa(as)’nın huzuruna gelince “Ey Efendim! Ben senden bir evlat istedim mi? Beni umutlandırma demedim mi? Bir evladım olmasaydı şimdi onun yasını tutar mıydım? Neden bana bunu yaptın?” diye ah-u figan edince, Hz. Elyesa(as) kadınla birlikte çocuğun yanına gittiler. Hz. Elyesa(as) bir vakit üstadı Hz. İlyas(as)’ın yaptığı gibi cansız olan çocuğun, gözleriyle ellerini kendi gözleriyle eline denk gelecek vaziyette üzerine kapandı. Bir anda çocuğun bedeni ısınmaya başladı. Hz. Elyesa(as)’a kalkıp odada dolandıktan sonra tekrar aynı şekilde çocuğun üzerine kapandı. Çocuk yedi kez aksırdı sonra gözlerini açtı. Hz. Elyesa(as)’a kadını çağırtıp evladını sağ salim geri verdi.

Bir vakit de Hz. Elyesa(as) evliyalara yemek yapmak için ot toplayıp pişirdi. Lakin evliyalar yemeğin tadına bakınca zehirli olduğunu fark ettiler ve şikâyet ettiler. Hz. Elyesa(as)’da biraz un getirtip tencereye dökünce yemekte ki bütün zehir temizlenmiş oldu.

Başka bir gün, başka bir memleketten biri, Hz. Elyesa(as)’ya o senede hasat ettiği arpadan yaptığı yirmi ekmek ve taze buğday getirmişti. Hz. Elyesa(as) hizmetkârına “Bunları cemaate dağıt da yesinler” deyince hizmetkârı “Ey Efendim bu nasıl olacak? Buncacık şey yüz kişinin önüne konulur mu?” dedi. Hz. Elyesa(as) “Üsteleme, dağıt yesinler Allah, herkes yedikten sonra biraz da artacağını söyledi” deyince hizmetkârı dağıttı, sonrasında cemaat doyasıya yedi ve hakikaten de geriye arta kalanlar dahi oldu.

Aram hükümdarının komutanı Naaman itibarlı bir adamdı. Yiğit bir neferdi lakin cüzzam hastalığına yakalanmıştı. Hz. Elyesa(as)’dan haber alan hükümdar, Naaman’ı şifa alması için ona gönderdi. Naaman Hz. Elyesa(as)’nın yanına gelince gidip Şeria ırmağında yedi kez yıkanması salık verildi. Naaman da söylenileni yerine getirmek için Şeria ırmağına gidip yıkandı, teni hemen eski haline döndü, bebek teni gibi pürüzsüz oldu. Şifa aldığı için tekrar Hz. Elyesa(as)’nın yanına dönüp “Şimdi idrak ettim ki İsrail kavminin haricinde başka hiçbir diyarda gerçek bir ilah yoktur. Lütfen bu ikramlarımı kabul et” diyerek ikramlar verdi. Hz. Elyesa(as) “Allah şahidimdir ki senden hiçbir ikram alamam” dedi. Naaman ne kadar ısrar etse de Hz. Elyesa(as) ondan hiçbir ikramı kabul etmedi. Lakin Hz. Elyesa(as)’nın hizmetkârı Naaman’ın ardı sıra gidip yalan söyleyerek iki dervişin geldiğini bu nedenle Hz. Elyesa(as)’nın fikrini değiştirip birkaç esvap, bir miktar gümüş istediğini söyledi. Her şeyi gizli saklı yapmaya çalışan hizmetkâr Hz. Elyesa(as)’nın yanına geldiğinde Hz. Elyesa(as); “O adam arabasından inip seninle muhabbet ettiğinde ruhum seninle değil miydi? Şimdi mal mülk almanın sırası mıdır? Bu nedenle Naaman’ı muzdarip eden hastalık sonsuza dek senin ve zürriyetinin üzerinde kalacak” der demez hizmetkâr kar gibi bembeyaz olup deri hastalığına yakalandı ve Hz. Elyesa(as)’nın huzurundan uzaklaştırıldı.

Yine bir vakit evliyalar toplanıp Hz. Elyesa(as)’ya gelerek yaşadıkları yerin ufak geldiğini, odun kesip daha büyük bir hane inşa etmek istediklerini söylediler. Hz. Elyesa(as) da onlara eşlik edip odun kesmeye gitti. Odun keserken biri baltanın demirini suya düşürünce feryat edip “Eyvah! O bana emanetti, ben şimdi ne yapacağım?” deyince Hz. Elyesa(as) bir dal kesip suya attı o anda baltanın demiri su yüzüne çıktı ve oradan aldılar.

Aram hükümdarı İsrail ile cenk etmekteydi. Cenk için yaptığı tüm taktikleri Hz. Elyesa(as), Allah-u Teâlâ’nın takdiriyle biliyordu ve İsrail hükümdarına haber salıyordu. Bu yüzden Aram hükümdarı da her seferinde mağlup oluyordu. Nihayetinde buna sebep olanın Hz. Elyesa(as) olduğunu fark ettiklerinde atlılar cenk arabaları ile büyük bir ordu, gece vakti Hz. Elyesa(as)’nın bulunduğu memleketi kuşattılar. Hz. Elyesa(as) niyaz edip hepsinin gözlerine perde inmesini isteyince Allah-u Teâlâ duasını kabul edip Hz. Elyesa(as)’nın tanınmalarını engelledi. Hz. Elyesa(as) askerleri toplayıp aradıkları kişiye götüreceğini söyleyerek hepsini İsrail ordugâhının ortasına götürdü. İsrailoğulları hepsini öldürecekken Hz. Elyesa(as) katledilmelerine onay vermedi. Askerlerin hepsine erzak vererek yedirip içirdi. Akabinde onları kendi memleketine gönderdi. O vakitten sonra Aram hükümdarı İsrail diyarına bir daha sefer düzenlemedi.

Gelecekte Olacaklar

Hz. Elyesa(as) Şam’a gittiği bir vakit Aram hükümdarı, hasta olduğu için şifa alıp almayacağını öğrenmek istediğinden Hz. Elyesa(as) ikramlar gönderdi. Aram hükümdarının hizmetkârı vaziyeti bildirdikten sonra Hz. Elyesa(as) gelen hizmetkârın gözlerinin içine uzun uzun bakıp ardından ağlamaya başladı. Sebebini soran hizmetkâra “Senin İsrailoğullarına yapacağın fenalıkları biliyorum. Kalelerini ateşe verecek, gençleri kılıçtan geçirip evlatlarını yere çalıp katledecek, gebe kadınların karnını deşeceksin” deyince hizmetkâr “Ben bir köpekten farksızım bu dediklerini nasıl yapayım” diye sual etti. Hz. Elyesa(as) o hizmetkârın Aram hükümdarı olacağını görmüştü ve hizmetkâr kendi diyarına döner dönmez bir gece hükümdarını yastıkla boğdu ve kendisini hükümdar yaptı.

Hz. Elyesa(as) Yehu adında bir adamı hükümdar olması için meshettirdikten sonra Hükümdar Ahav’ın bütün zürriyetinin katledilmesini salık verdi. Yehu’dan sonra evladı Yehoahaz hükümdar oldu lakin oda Rabbin gözünde fena olanı yaptı. Yehoahaz’dan sonra evladı Yehoaş hükümdar oldu. O da atalarının günahına katıldı. Bu vakitte Hz. Elyesa(as) hastalığa yakalandı. Hz. Elyesa(as) vefat etti ve defnedildi. Ancak bir uzun bir müddet sonra İsrailoğulları vefat eden birini defnederken düşmanların geldiğini görünce apar topar ölüyü Hz. Elyesa(as)’nın kabrine atıp kaçınca, kabre düşen ölü canlanarak ayağa kalkmıştı.

Kıssadan Hisse

Hz. Elyesa sıradan bir insan iken Allah-u Teâlâ’nın takdiriyle Hz. İlyas(as) tarafından peygamber olarak seçildi. Allah-u Teâlâ’nın hidayete erdikleri Ruh-ul Kuds’ten pay alanlar işte böyledir. Ruh-ul Kuds sıradan insanı bambaşka biri yapmaktadır. Hz. Elyesa(as) da Hz. İlyas(as)’ın ardından peygamberlik vazifesini yerine getirerek İsrailoğullarına yol gösterdi. Allah-u Teâlâ’da çeşitli mucizelerle Hz. Elyesa(as)’nın peygamberliğinin diğer çevre kavimlerin sahte ilahlarının sahte peygamberlerinden ne kadar üstün olabileceğini kanıtladı. Mucizeleri gören halk gerçekten Allah-u Teâlâ’nın Her Şeye Kadir olduğunu idrak ederek Allah-u Teâlâ’ya yönelmekteydiler. Hatta sadece İsrailoğulları değil, putperest hükümdarlar ve komutanlar dahi İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un Allah’ının tek gerçek Allah olduğuna şahit oldular. Allah-u Teâlâ’nın iradesini, hayatımda yerine getirmek için Ruh-ul Kuds olmadan yapabilir miyim? Allah-u Teâlâ’nın kendisine biat edenlere Ruh-ul Kuds vasıtasıyla her türlü desteği verdiğinden emin miyim? Allah-u Teâlâ’dan başka bir ilah olmadığını idrak ederip bir gün O’nun huzuruna çıkacağımı bilerek hayatımı nasıl idame etmekteyim?

Kaynakça

Tevrat-ı Şerif: 2. Krallar 2, 4-6, 8, 13:14,20

İncil-i Şerif: Luka 4:27

Kur’an-ı Kerim: En’âm 86, Sâd 48