Hz. Ilyas (as)
بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَ
“Kuşkusuz İlyas da elçilerimizden biriydi.”
(Saffat 123)
Allah-u Teâlâ’dan korkmayan Kuzey İsrail hükümdarı Ahaz, Lübnan hükümdarının kızı İzebel ile evlenip onların ilahlarına secde ederek Rabb-ül Âlemine sırt dönmüştü. Şeriate uymayan Ahav İsrailoğullarını da kendi günahına ortak ediyordu. Putların rahiplerine ayrıcalık gösteriyor ülkenin her yanını putlarla dolduruyordu. Allah-u Teâlâ’da Ahav’ı ve İsrailoğullarına hakikati tebliğ etsin diye Hz. İlyas(as)’ı peygamber olarak seçip onlara gönderdi.
Mucizeler
Hz. İlyas(as) da Allah-u Teâlâ’dan aldığı vahyi iletmek üzere Ahav’a giderek “Kadir-i Külli Şey ‘Ben söylemedikçe bundan sonra yağmur yağmayacak’ diyor” dedi. Nitekim Allah-u Teâlâ Hz. Musa(as)’a verdiği şeriatte, İsrailoğulları putlara tapmaya başladığında onları kurakla cezalandıracağını evvelden söyleyerek ikaz etmişti. Daha sonra, Rabb-i Âzim, Hz. İlyas(as)’a Şeria ırmağının mağaralarında yaşamasını, o ırmaktan su içmesini ve kendisinin göndereceği kargalardan gelen rızıkları yemesini söylemişti. Hz. İlyas(as)’ın söylediği gibi o dönemde artık yağmur yağmadığından Şeria ırmağı dahi kurumaya yüz tutmuştu.
Kuraklık zamanında Hz. İlyas(as) yabancı dul bir kadın görüp ondan biraz su ve biraz ekmek istedi ancak sefaletten dolayı kadının ekmeği dahi yoktu. Biraz unu olduğunu ama bunun son rızıklarının olduğunu söyledi. Hz. İlyas(as) kadına, yağmur yağana dek küpünden unun, testisinden yağın eksilmeyeceğini lakin evvela bir parça pide yapıp kendisine vermesi gerektiğini söyledi. Kadın kendisine söylenileni yaptı ve hakikaten de kadın, evladıyla yedi, içti ama erzakları hiç tükenmedi. Bir müddet sonra kadının evladı amansız hastalığa yakalanıp vefat edince kadın Hz. İlyas(as)’a “Senin gibi mübarek bir adam buraya geldi, Allah-u Teâlâ günahımızı gördü de evladımın canını aldı” diyerek sitem etti. Hz. İlyas(as) da çocuğu aldı üzerine kapanarak Kadir-i Külli Şey’e feryat edip yeniden can bulması için dua etti. Hâkim-i Mutlak, Hz. İlyas(as)’ın duasını; çocuğa tekrar hayat vererek kabul etti.
Kuraklığın Sebebi
Hükümdar Ahav’ın eşi İzebel, Kadir-i Mutlak’ın yüzlerce evliyasını katlettiğinden, kuraklık daha da şiddetlenmişti. Ahav, her tarafı dolaşıp su kuyuları bulmayı niyet ederken Allah-u Teâlâ da Hz. İlyas(as)’a Ahav’ın yanına gitmesini emretmişti. Ahav, Hz. İlyas(as)’ı görünce “İsrailoğullarını sıkıntıya sokan adam, kuraklığa sebep olan sen misin?” diye hiddetlenince, Hz. İlyas(as) “İsrailoğullarını sıkıntıya ben değil; Allah-u Teâlâ’yı terk edip sahte ilahların ardınca giderek, siz sıkıntıya soktunuz. Gidin sahte ilahınıza secde eden, 450 sahte peygamberinizi çağırın, zira Allah-u Teâlâ’nın evliyalarını katlettiniz ama bir tek ben kaldım” dedi.
Sahte ilahların sahte peygamberleri toplanınca Hz. İlyas(as), orada toplanan halka dönüp “Bize iki boğa getirin, birini putların peygamberlerine diğerini bana verin. Her iki taraf da boğaları sunaklara odun ile beraber koysun lakin yakmasın. Herkes kendi ilahına dua etsin, semadan gelen ateş kimin kurbanının üzerine gelirse biline ki o, Hak üzerinedir, duaya cevap veren ilah hangisiyse, gerçekten Allah O’dur” deyince herkes kabul edip hazırlıklara başladılar. Putların 450 sahte peygamberi, sabahtan başlayıp bağırdılar çağırdılar, zıplayıp raks ederek ilahlarına feryat ettiler; ama öğlene dek ne bir ses vardı ne de bir alâmet. Hz. İlyas(as) “Daha çok bağırın belki ilahlarınız uyuyordur” diye onların ilahlarıyla alay etti. Sahte peygamberler de daha çok bağırdılar, adetleri gereği kılıçlarla başlarına vurup kanlarını dahi akıttılar. Öğleden akşama dek feryat ettiler ama hiçbir alâmet gerçekleşmedi.
Baktılar ki sahte ilahları dualarına cevap vermiyor sıralarını Hz. İlyas(as)’a verdiler. O da kurbanını hazır edip odunlarla birlikte sunağın üzerine koydu. Hatta üstüne üç defa da dört küp su döktürdü. Kadir-i Mutlak’a niyaz ederek “Ey İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un Allah’ı! Bugün bilinsin ki İsrailoğullarının gerçek Rabbi sensin. Bugün duama cevap ver ki bu halk, senin gerçek İlah’ımız olduğunu bilsin; öyle ki kavmin putlardan vazgeçip tekrar sana secde etsin” dedi. Hz. İlyas(as) duasını bitirdiği an semadan bir ateş düştü ve sunaktaki kurbanı yaktı. Bunu gören İsrailoğulları “Hakikaten de Allah-u Teâlâ, gerçek olan ilahtır. Putlara secde edenler sabahtan akşama dek dua ettiler ama hiç biri cevap veremedi, lakin Hz. İlyas duasını bitirir bitirmez, Allah duasına hemen cevap verdi. O’nun gibi başka bir ilah yoktur. O’nun eşi ve benzeri de yoktur” deyip putların sahte peygamberlerini kılıçtan geçirdiler. Bu mucizeye şahit olanlar tekrar Kadir-i Külli Şey’e secde ettiler.
Allah'ın Sesi
Hükümdar Ahav, eşi İzebel’e Hz. İlyas(as)’ın neler yaptığını anlatınca İzebel, Hz. İlyas(as)’ı öldürmeye yemin etti. Hz. İlyas(as), İzebel’den kaçıp yollara düştü. Yolda giderken Allah-u Teâlâ Hz. İlyas(as)’a seslenip dağa çıkmasını buyurdu ve onun yanından geçeceğini söyledi. Hz. İlyas(as) dağa çıktığında ansızın kudretli bir rüzgar esti, lakin Allah-u Teâlâ rüzgarın içinde değildi. Ardından deprem oldu lakin Allah-u Teâlâ depremin de içinde değildi. Depremden sonra yangın çıktı ama Allah-u Teâlâ ateşinde içinde değildi. Ateşin ardından hafif, naif bir sesle Allah-u Teâlâ Hz. İlyas(as)’a “İlyas burada ne yapmaktasın?” diye sual etti. Hz. İlyas(as) “Ey Zat-ı Ehad-i Samed ben tüm kuvvetimle sana secde ettim; lakin İsrailoğulları seni reddedip putlara secde etmeye devam etmekteler. Evliyaların da kılıçtan geçirildi, sadece geriye ben kaldım. Beni de öldürmeye çalışmaktalar” dedi. Allah-u Teâlâ “Geri dön Şam kırlarına git İsrail hükümdarı olarak Yehu’yu seç. Elyesa’yı da kendi yerine peygamber olarak seç” dedi. Hz. İlyas(as) da yollara düşerek Hz. Elyesa(as)’yı buldu, cübbesini onun üstüne örttü. Hz. Elyesa(as) da Allah-u Teâlâ’ya kurbanlar sunduktan sonra Hz. İlyas(as)’ı takip etti.
Epey bir müddet sonra Ahav günahlarına günah ekleyince Allah-u Teâlâ Hz. İlyas(as)’ı göndererek “Seni zulmete uğratıp helak edeceğim. Zürriyetinden genç, ihtiyar kim varsa yok edeceğim. Beni öfkelendirip fena olanı yaptığın için; sonun senden önceki hükümdarlara benzeyecek. Zevcen İzebel’i de surlarının dibinde köpekler parçalayacak” diyerek ileride olacakları önceden söyleyerek Allah-u Teâlâ’nın vahyini tebliğ etti. Lakin Ahav’ın yüreğini, Allah korkusu sarınca oruç tutarak tevazu etti. Allah-u Teâlâ bu halinden ötürü yine de O’na mağfiret edip ömr-ü hayatı boyunca zorluk vermekten vazgeçti, lakin Ahav ölüp evladı hükümdar olunca söylediklerini bir bir yerine getireceğine yemin etti.
Belasını Bulan Ahav
Başka vakit resullerden olan Hz. Mikaya(as)’nın sözlerini dinlemeyip düşmanlarıyla cenk eden Ahav, kılık değiştirmesine rağmen yaralandı ve akabinde terk-i hayat etti. Ahav’dan sonra evladı Ahazya hükümdar oldu. O’da babası gibi putlara secde ederek Allah-u Teâlâ’yı hiddetlendirdi. Başka bir vakit Ahazya sarayın penceresinden düşüp yaralandı. Şifa alıp almayacağını bilmek için adamlarını putlara gönderdi. Allah-u Teâlâ Hz. İlyas(as)’ı putlara danışmaya giden adamlara yollayıp “İsrail de Allah yok mu ki sual etmek için putlara gidiyorsunuz. Hükümdarınıza söyleyin yatağından kalkamayacak, kesinle vefat edecek” denilmesini istedi. Adamlar geri dönüp söyleneni iletince Ahazya, öfkelenip 50 kişilik askerle bir komutanı gönderip Hz. İlyas(as)’ı kendisine getirmesini emretti. Askerler Hz. İlyas(as)’a gidip “Ey Salihlerden olan, hükümdar seni çağırıyor” dediler. Hz. İlyas(as) da “Eğer ben salihlerden isem semadan ateş yağıp sizi yok edecek” dedi. O vakit, semadan ateş yağdı ve askerler helak oldu. Ahazya aynı şekilde tekrar askerlerini gönderdi ve yine aynı alâmet oldu, semadan ateş yağıp hepsini yok etti. Ahazya yeni bir bölük gönderince bu sefer komutan Hz. İlyas(as)’a kendisini affetmesi için feryat etti ve Allah-u Teâlâ onun feryadını işitti de o askerlerin canını bağışladı. Hz. İlyas(as) onlarla birlikte Ahazya’nın yanına gitti ve vefat edeceğini tekrar ona söyledi ve söylenildiği gibi Ahazya hakikaten de vefat etti. Evladı olmadığı içinde biraderi Yoram onun yerine hükümdar oldu.
Göğe Alınan Peygamber
Allah-u Teâlâ Hz. İlyas(as)’ı huzuruna alma vakti gelince, müridi Hz. Elyesa(as)’yı yanından uzaklaştırmak niyetindeydi; lakin Hz. İlyas(as) nereye gitse Hz. Elyesa(as) da peşinden gitti. Her gittikleri yerde evliyalar onları karşılayıp Hz. Elyesa(as)’ya bugün Allah-u Teâlâ’nın Hz. İlyas(as)’ı yanına almakta kararlı olduğunu söylediler. Hz. Elyesa(as) her seferinde Hz. İlyas(as)’tan ayrılacağını duyunca elemle doldu. Şeria ırmağına vardıklarında Hz. İlyas(as) cübbesini dürüp ırmağa vurdu, ırmak ikiye ayrıldı ikisi kuru zeminden karşıya geçtiler. Hz. İlyas(as), Hz. Elyesa(as)’ya “Söyle yanından alınmadan senin için ne yapayım?” diye sual edince O’da “İstirham ederim ki, sendeki Ruh-ul Kuds’ten iki pay alayım” dedi. Hz. İlyas(as) da “Bu benim söylememle olacak bir olay değildir. Yanından alındığımı görürsen arzun yerine gelecektir” dedi. Yol boyunca muhabbete devam ederken aniden semada ateşten atlı bir araba gözüktü, kasırga koptu ve Hz. İlyas(as)’ı alıp semaya götürdü ve Hz. Elyesa(as) bunu gördü ve Ruh-ul Kuds’ten iki pay almış oldu.
Kıssadan Hisse
Allah-u Teâlâ İsrailoğullarını kendisine secde etsinler ve diğer kavimlerin putlarına tapmasınlar diye seçmişken, İsrailoğulları her seferinde mübarek bir halk olmak yerine, diğer putperest kavimlere benzemeye çalıştı. Allah-u Teâlâ’da her seferinde peygamberlerini gönderip İsrailoğullarını ikaz etmeleri için onları mucizelerle destekledi. Allah-u Teâlâ her şeye Kadir’dir. Hz. Musa(as)'ya verdiği şeriatte kendisine secde etmeyenlerin başına musibetler geleceğini, ancak kendisine secde edenleri musibetlerden muhafaza edeceğini söylemişti. Allah-u Teâlâ’nın yapamayacağı bir şey var mı? O kendisine karşı gelenleri darmadağın ettiği gibi, kendisine hürmet edenleri yeniden hayata dahi döndürür. Çevremde Allah-u Teâlâ’nın emirlerine uymadan yaşayanlara rağmen; ben, nasıl bir hayat sürdüyorum? Her zorluğa rağmen Allah-u Teâlâ’nın emirlerine riayet ederek yaşamak için, nasıl çabalıyor muyum? Allah-u Teâlâ'nın hakikatlerini paylaşırken yalnız bırakılırsam peygamberleri örnek olarak her zorluğa rağmen imanla hareket edebiliyor muyum?
Kaynakça
Tevrat-ı Şerif: 1. Krallar 16-22, 2. Krallar 1-2
Zebur-u Şerif: Malaki 4:5
İncil-i Şerif: Luka 4: 24-26, Romalılar’a Mektup 11:2-4, Yakup’un Mektubu 5:17-18
Kur’an-ı Kerim: En’âm 85, Saffat 123-132