Hz. Sefenya (as)
بِسْــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ فَصَبَرُوا عَلٰى مَا كُذِّبُوا وَاُو۫ذُوا حَتّٰٓى اَتٰيهُمْ نَصْرُنَاۚ وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۚ وَلَقَدْ جَٓاءَكَ مِنْ نَبَا۬ئِ الْمُرْسَل۪ينَ
“Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı.
Kendilerine yardımımız gelinceye kadar
yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler.
Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur.
Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.”
(En'am 34)
Hz. Yeremya(as)’nın hayatta olduğu devirlerde Allah-u Teâlâ Hz. Sefenya(as) adında bir peygamberi daha seçerek İsrail kavmini ikaz etmesi için tebliğ vazifesini vermişti. Hz. Sefenya(as) İsrail kavmine Allah-u Teâlâ’nın ikazını şu şekilde iletti;
“Yeryüzünden her şeyi silip süpüreceğim,
Âdemoğullarını, hayvanatı, semadaki kuşları, denizdeki balıkları,
Kötüleri ve onların günah tuzaklarını silip süpüreceğim.
Helak edeceğim insanları yeryüzünden.
Elimi Yahuda aşiretinden olanlara, Kudüs’te ikamet edenlere uzatacağım.
Putlardan kalan izleri, damlarda burçlara hürmet edenleri,
Yolumdan dönenleri,
Bana biat etmeyenleri buradan helak edeceğim.
Susun, Hakim-i Mutlak’ın huzurundayken.
Nitekim O’nun günü yaklaştı.
Rabb-i Rahim bir kurban hazırladı, misafirlerini davet etti.
‘O kurban günü, önderleri, hükümdar oğullarını,
Ecnebilerin geleneklerine uyanları tahkim edecek.
İçlerinden ‘Allah bir şey yapmaz, ne hayır eder, ne de şer’ diyen
O sefahat düşkünlerini cezalandıracak.
Mülkleri yağmalanacak, viraneye dönecek haneleri.
Kadir-i Külli Şey’in o büyük günü yaklaştı, yaklaştı da hızla geliyor.
O gün öfke günüdür!
Elem ve ıstırap, yıkım ve felaket, zulmet dolu karanlık bir gün.
Muharebe naralarının atıldığı bir gün.”
Allah-u Teâlâ diyor ki:
“İnsanları öyle bir felakete uğratacağım ki, körler gibi nereye gittiklerini bilmeyecekler.
Nitekim bana karşı günah işlediler.
Su gibi akacak kanları, cesetleri zeminde çürüyecek.”
Rabbin öfke gününde altınları da gümüşleri de onları kurtaramayacak.
Zat-ı Kadir-i Âlim’in haset ateşi, bütün diyarı yakıp yok edecek.
Ey hayâsız kavim, kendine çeki düzen ver!
Hakkında ferman çıkmadan, gün geçmeden,
Allah-u Teâlâ’nın kızgın öfkesi üzerinize dökülmeden,
Kadir-i Külli Şey’in öfkeleneceği gün gelmeden toparlan!
Tebliğe Devam
Hz. Sefenya(as) bunları dedikten sonra Allah-u Teâlâ şu sözleri ona vahyetti bunun akabinde Hz. Sefenya(as) halkın arasında dolanarak şunları tebliğ etti:
Ey Allah-u Teâlâ’nın şeriatine itimat edenler,
Arz-ı Mev’ûd’daki bütün tevazu sahipleri
Allah-u Teâlâ’ya yönelin.
Gayeniz hakkaniyat ve tevazu olsun.
Belki Kadir-i Külli Şey’in hiddetlendiği günde siz kurtulursunuz.”
Nitekim Hz. Sefenya(as)’nın ikazları kayıtsız kaldı. İsrail kavmi tövbeye yanaşmadı. Günahlarından vazgeçmedi. Hz. Sefenya(as) da son kez ikaz ederek şunları söyledi;
“Asi, adi ve cani diyarın vay haline!
Söz dinlemedi, ders almadı,
Allah-u Teâlâ’ya güvenmedi,
Rabbine sığınmadı.
Yöneticileri kükreyen aslanlar gibi,
Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi
Sabaha kadar bir şey bırakmazlar.
Sahte peygamberleri sorumsuz ve güvenilmezdir.
Rahipleri mukaddes olanı murdar edip, şeriati çarptırırlar.
Nitekim biline ki Rabb-i Adil hâlâ bu diyarda.
O haksızlık etmez.”
Allah-u Teâlâ diyor ki:
“Kavimleri helak, kalelerini viran, sokaklarını harap ettim.
Diyarları virane oldu, eser kalmadı insandan.
Kavmim benden korkar da ders alır bundan dedim.
O vakit hanelerine dokunmaz, tasavvur ettiğim hükme çarptırmazdım onları.
Lakin her türlü fenalığı yapmaya heveslidirler.”
Bu yüzden “Bekleyin de görün” diyor Kadir-i Külli Şey,
“Kavimleri cezalandıracağım günü bekleyin.
Gazabımı, kızgın öfkemi üzerlerine dökmeye hükmettim.
Nitekim mağrur ve küstah olanları uzaklaştıracağım aralarından,
Bir daha mukaddes dağımda riyakârlık edemeyecekler.
Orayı benim ismime sığınan, yumuşak huylu ve tevazu sahiplerine bırakacağım.
O zaman hep birlikte benim ismimi çağırmaları, omuz omuza bana hizmet etmeleri için,
Kavimlerin dudaklarını pak kılacağım.
İsrail kavminden geriye kalanlar haksızlık etmeyecek,
Yalan söylemeyecek, kimseyi aldatmayacak ve onları korkutan kimse olmayacak.”
Allah'ın Merhameti
Allah-u Teâlâ her ne kadar İsrail halkına sitem etse de onları tamamen gözden çıkarmak istemiyordu. Tüm bu felaketler onların doğru yola dönmesi içindi. İsrail kavmini seçmekteki amacı henüz bitmediği için onları tekrar Arz-ı Mev’ûd’a getirme niyetindeydi. Bu yüzden Allah-u Teâlâ Hz. Sefenya(as) aracılığıyla şunları da halka iletti:
“Ey Siyon kızı, terennüm et! Ey İsrail nida et!
Mesrur ol, şevk ile şahlan, ey Kudüs kızı!
Allah-u Teâlâ senin cezanı kaldırdı, def etti düşmanlarını. Hükümdarımız olan Allah seninle ey İsrail! Korkma fenalıklardan.
O gün Kudüs’te denilecek ki:
‘Korkma, ey Siyon, gevşemesin ellerin.
Rabb-i Rahim, O kuvvetli Halaskar seninle.
Muhabbetiyle tazeleyecek seni, terennümle şahlandıracak.’
Kadir-i Külli Şey diyor ki:
“O gün sizi ezenlerin tümünü cezalandıracağım.
Sefalet içinde olanları özgür kılacak, sürgünleri toplayacağım.
Dar-ı dünyanın kavimleri arasında sizi yüceltip itibarlı kılacağım.”
Kıssadan Hisse
İsrailoğulları her ne kadar vefasız olsa da Allah-u Teâlâ onları bir amaç için seçmişti. Bundan dolayıdır ki her daim onlara merhamet etmiştir. Onların vazifesi tamamlanana kadar Allah-u Teâlâ her daim muhafaza etmekteydi. Bundan mütevellit İsrailoğullarının tekrar Arz-ı Mev’ud’a gelip Allah-u Teâla’nın tasarısında yerini almalıydı. Peki, Allah-u Teâlâ’nın bu ahirzamanda beni ne ile vazifelendirmiştir? Hz. Yoel(as) gibi kıyametin varlığından şüphe edenlere Allah-u Teâlâ’nın sözlerini tebliğ etmek değil de nedir benim vazifem? Bunca yıldır kıyametin kopmaması, kıyametin gelmeyeceğini mi gösterir yoksa artık kıyamete daha da yaklaştığımızı mı gösterir?
Kaynakça
Zebur-u Şerif: Sefenya’nın Suhufları
Kur’an-ı Kerim: Mü’min 78, Yunus 47