Hz. Hezekiyel (as)
بِسْــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْ اُو۬لٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْت۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا۟
“Allah'a ve peygamberlerine iman eden
ve peygamberlerden hiç biri arasında fark gözetmiyen kimselere gelince,
işte bunların kıyamette Allah mükâfatlarını verecektir.
Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.”
(Nisa 152)
İsrail kavmi arasında Hz. Hezekiyel(as) adında bir peygamber vardı. Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e seslendiğinde Hz. Hezekiyel(as) kuzeyden gelen bir kasırgada şaşaalı bir Nur ile ateş saçan büyük bir bulut gördü. Ortasında insana benzeyen dört tane melek duruyordu. Her birinin dört yüzü, dört kanadı vardı. Bir yüz aslana, bir yüz öküze, bir yüz insana, bir yüz de kartala benziyordu. Kadir-i Külli Şey’in divanını taşıyorlardı. Hz. Hezekiyel(as) halet-i ruhiyedeyken korkudan secdeye kapanmıştı.
Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e:
“Ey fani! Ayağa kalk seninle konuşacağım.”
dedi. Ruh-ul Kuds, Hz. Hezekiyel’in içine girip ona güç verip kıyam ettirdi. Ve Allah-u Teâlâ şöyle söyledi:
“Ey Âdemoğlu, seni İsrail kavmine, bana isyan eden o asi halka gönderiyorum.
Onlar ve ecdatları bugüne değin, bana hep asi oldular.
Bu kavim ister dinlesin, ister dinlemesin
Yine de bilecekler ki sen benim peygamberimsin.
Ey insanoğlu onlardan korkma, onların söylediklerinden müteesir olma.
İster dinlesinler, ister dinlemesinler sen benim kelamımı tebliğ edeceksin.
Ey Âdemoğlu haydi kalk İsrail kavmine git ve kelamımı vaaz et.
Seni bilmediğin bir kavime bilmediğin bir dille konuşmaya değil, hane-i İsrail’e tayin ettim.
Gerçi başka bir kavme gitseydin seni dinlerlerdi lakin İsrail halkı seni dinlemeyecek
Zira dinlemek istemedikleri aslında benim. Onlar asi olsalar da onlardan korkma, müteessir olma.”
Hz. Hezekiyel(as) Ruh-ul Kuds’ün gücüyle kaldırılıp götürüldü. Gittiği yerde yedi gün şaşkınlık içinde başına gelenleri düşünüp oturdu.
Yedi günün akabinde Allah-u Teâlâ yine Hz. Hezekiyel(as)’e şöyle buyurdu:
“Ey Âdemoğlu, seni İsrail halkına bekçi tayin ettim. Benden kelamı duyduğunda onlara tebliğ edeceksin. Fesat kişiye fena yolundan döndürmek için ikaz ettiğimde ona gidip söylemez isen o günahı içinde vefat edecek ama onun kanından sen mes’ul olacaksın. Lakin ikaz ettiğin halde seni dinlemezse onlar günahı içinde vefat edecek ama sen mes’ul tutulmayacaksın.”
Tövbe etmeyen, her dağa, tepeye putlar diken kavm-i İsrail’in başına gelecekleri bildirmek için Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e şöyle söyledi:
“Ademoğlu, dağlara bak, dağlara peygamberlik et.
De ki: ‘Rabbin sözünü dinleyin, dağlar, tepeler, vadiler, dereler.
Üzerinize kılıç gelecek, yüksek yerler harap olacak.
Mezbahalarınız harap ve virane olsun,
Putlarınız kırılıp yok olsun, güneş putlarınız kesilip devrilsin,
Amelleriniz de silinsin diye ikamet ettiğiniz her yer harap ve viran olacak’
Ve o gün bileceksiniz ki ben Kadir-i Külli Şey’im.
Ey Âdemoğlu de ki:
Kadir-i külli şey şöyle diyor:
‘Son yaklaştı! Bu diyarın dört bucağının sonu geldi.
Amellerine göre sana hükmedecek, mekruh amellerinizin karşılığını verecek.’
Şüphesiz ki o günde, benim Kadir-i Külli Şey olduğumu bileceksiniz.”
Putlar
Hz. Hezekiyel(as) başka bir vakit halet-i ruhiyedeyken Ruh-ul Kuds, onu alıp Hz. Süleyman(as)’ın inşa ettiği Beyt-ül Makdis’e götürdü. Beyt-ül Makdis’in içinde kuzey tarafına bir put koymuşlardı. O vakit Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e:
“Âdemoğlu ne yaptıklarını gördün mü?
Mabedimden uzaklaşayım diye İsrail halkı burada mekruh ameller işliyorlar“
dedi.
Sonra yine Hz. Hezekiyel(as)’i alıp Beyt-ül Makdis’in iç kısmına götürdü ve gördü ki her çeşit hayvan şeklinde putlar var ve rahipler onlara buhur sunuyor. Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e yine söyleyip;
“Âdemoğlu İsrail kavminin karanlık yerde, gizli odalarda neler yaptığını gördün mü?
Oysa onlar ‘Allah-u Teâlâ bizi görmüyor, bu diyardan gitti’ derler.
Şüphesiz ki onların ne yaptığını görmekteyim.”
dedi.
Bunun akabinde Ruh-ul Kuds, Hz. Hezekiyel(as)’i alıp mabedin duvarında başka bir put için ağlayan, kendini harap eden kadınları gösterdi, sonra mabedin girişinde güneşe tapan adamları gösterdi ve Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e:
“Ey Âdemoğlu seyrettin mi? Burada mekruh amel işlemeleri bir yana,
Arz-ı Mev’ûd’u zorbalıkla doldurup beni öfkelendiriyorlar.
Şüphesiz ki ben de kızgınlıkla davranacağım, onlara merhamet etmeyeceğim.
Bana seslenseler de onları dinlemeyeceğim”
dedi.
Hz. Hezekiyel(as) bunları gördükten sonra Beyt-ül Makdis’te Allah-u Teâlâ’nın haşmetinin kaldırıldığını görünce, Allah’ın İsrail kavmini terk ettiğini anladı. Hz. Hezekiyel(as) de gördüklerini gidip Allah-u Teâlâ’nın söylediklerini İsrailoğullarına anlattı.
Başka bir vakit İsrail kavminin aşiret reislerinden bir kaçı Hz. Hezekiyel(as) ile konuşmak istediler. O vakit Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e şöyle dedi:
“Onlara de ki Kadir-i Külli Şey diyor ki:
Siz benimle konuşmaya mı geldiniz, beni mi arıyorsunuz?
Varlığım hakkı için beni aramanıza müsaade etmiyorum.
Âdemoğlu onlara hükmetmeyecek misin?
Onlara ecdatlarının mekruh işlerini bildir.
Onlara de ki: ‘İsrail’i seçtiğim gün Yakup’un zürriyetiyle antlaşma yaptım.
Öyle ki onları Mısır’dan çıkarıp Arz-ı Mev’ûd’a götüreyim.
Ama onlar putlarından vazgeçmese de ben yine onları Mısır’dan çıkardım
Ve amel edene hayat veren şeriatimi onlara bildirdim.
Nitekim çölde dahi bana isyankâr oldular.
Yürekleri putlara bağlıydı, şeriatimi hiçe saydılar.
Yine de onlara acıdım, çokça merhamet ettim.
Onların evlatlarına, ecdadınız gibi olmayın şeriatimden sapmayın dedim.
Lakin onlar dahi ecdatlarının ardı sıra gittiler.
Ben de kendi akıllarına göre amel etmelerine müsaade ettim.
Onlar evlatlarını putlara sunmak için ateşte yaktılar.’
Ey Âdemoğlu şimdi onlara de ki:
‘Şüphesiz ki ecdadınız hainlik ederek Rabb-i Rahim’e küfrettiler.
Bu diyarda her tepeye ilahlar dikip onlara secde ettiler.
İşte herkes kan döküyor, anne babalarına hürmet etmiyor,
Garibe zulmediyor, öksüze, dula hakkaniyetle davranmıyor.
Kimi komşusunun eşiyle iğrençlikler yaptı,
Kimi hayâsızca gelinini kirletti, kimi öz kardeşiyle birlikte oldu.
Faiz aldılar, tefeci oldular, zorbalıkla haksızlık ettiler.
Beni unuttun Ey İsrailoğulları!.”
İsrailoğulları Sürgün Edilecek
İsrail halkı Hakim-i Mutlak’ı unuttukları için, Zat-ı Zülcelal’den uzaklaştılar, çevre kavimlerin putlarına tapıp adetlerine biat ettiler. Kadir-i Külli Şey de bir vakitler seçtiği kavmi Arz-ı Mev’ûd’a nasıl getirdiyse şimdi de bu diyardan sürgüne göndermeye hükmettiğinden, Babil hükümdarlığını İsrail halkının üzerine saldı. Babil hükümdarı gelip Kudüs’ün etrafını kuşattı, kavmi kılıçtan geçirdi, Kudüs’ün surlarını yıktı ve Beyt-ül Makdis’i talan edip harap etti. Birçok savaşta kavmini muazzam şekilde muhafaza eden Rabb-i Kadir bu savaşta kavmini muhafaza etmedi. Çünkü onlar Rabb-i Rahim’i terk etmişti. Bu hadiseler olmadan evvel Allah-u Teâlâ diğer peygamberlere bu hadiselerin vuku bulacağını beyan ettiği gibi Hz. Hezekiyel(as)’e de beyan etmişti. İsrailoğulları sürgün edilmesine rağmen Allah-u Teâlâ diğer peygamberlere söylediği gibi Hz. Hezekiyel(as)’e de İsrail kavminin sürgünden döneceğini önceden beyan etmişti.
Allah-u Teâlâ Hz. Hezekiyel(as)’e şöyle buyurdu:
“İsrailoğulları’nı uzak diyarlara gönderdim,
Gittikleri diyarlarda kısa bir müddet; ben, onlara makdis olacağım.
Kavimler arasından İsrail kavmini toplayacağım,
Onları dağılmış oldukları diyarlardan alıp bir araya getireceğim
Yine Arz-ı Mev’ûd’u onlara ihsan edeceğim.
Onlar geldiklerinde bütün menfur ve mekruh şeyleri kaldıracaklar.
Onlara tek yürek bahşedeceğim, içlerine yeni bir ruh koyacağım,
Taşlaşan yüreklerini değiştirip etten yürekler vereceğim.
Öyle ki şeriatime göre amel edebilsinler, hükümlerimi tutsunlar ve benim kavmim olsunlar.
Ey İsrail kavmi! Fena yollarınıza, fena amellerinize göre değil,
Ancak kendi ismim uğruna sizinle ilgilendiğimde
Benim Rabb-i Rahim olduğumu bileceksiniz.
Sizin hatırınız için değil, kavimler arasında kirlettiğiniz
Mukaddes ismimin hatırı için sizi yeniden bina edeceğim.
Üzerinize temiz su döküp arındıracağım.
Sizi murdarlığınızdan temizleyeceğim.
Yeni bir yürek verip içinize yeni bir ruh koyacağım.
Ruh-ul Kuds’ü içinize koyacağım.
Bu diyar Adn bahçesi gibi viran olsa da
Bu yeri yeniden bina edenin ben, Kadir-i Külli Şey olduğum bilinecek.”
Her Şey Yenilenecek
İsrail kavmi sürgünde olduğu vakit Allah-u Teâlâ, Hz. Hezekiyel(as)’e halet-i ruhiyede viran olan Beyt-ül Makdis’in bulunduğu yere götürdü. Lakin Beyt-ül Makdis harap bir vaziyette değildi yeniden inşa’ edilmişti. Eskisinden daha şaşaalı daha haşmetliydi. Eski Beyt-ül Makdis’den ayrılan Rabb-i Kerim’in haşmetinin tekrar bu Beyt-ül Makdis’e geldiğini gördü. Sonrasında Beyt-ül Makdis’in güney kapısından ırmak aktığını gördü. Öyle bir ırmaktı ki karşıdan karşıya geçmek imkânsızdı. Bu ırmağın her iki tarafında envai çeşit ağaçlar vardı. Yaprakları solmuyor, meyveleri tükenmiyordu. Yaprakları şifa için kullanılıyordu. Bu ırmağın aktığı yerde envai çeşit balıklar vardı. Kadir-i Külli Şey, Hz. Hezekiyel(as)’e ileriki zamanda olacakları temsilen vahiy yoluyla gösteriyordu. Öyle ki yeni Beyt-ül Makdis eskisi gibi olmayacaktı. Bu Beyt-ül Makdis’in sadece İsrail kavmine değil bütün kavimlere ait olacağını bildiriyordu. İsrail kavmi sürgünden döndüğünde her şey öncekinden farklı olacaktı. Allah-u Teâlâ, adil ve merhametli olduğunu Hz. Hezekiyel(as)’e göstererek İsrail kavmine ve tüm dünya kavimlerine umut vermekteydi. Çünkü Kadir-i Külli Şey kendisine gelip tövbe edenlere şeriatiyle amel edilmesi için yeni bir yürek bahşedeceğine söz vermişti.
Kıssadan Hisse
Hz. Hezekiyel(as) Allah-u Teâlâ’dan vahiy alırken nasıl hissetmişti? Allah-u Teâlâ’nın haşmetini görmek onun kalbinde tarifi imkansız duygular oluşturmuştu şüphesiz. Eğer Ruh-ul Kuds olmasaydı Hz. Hezekiyel(as) Allah-u Teâlâ’nın haşmeti karşısında ne hale gelirdi? Ruh-ul Kuds ona güç vermiş, anlayış vermiştir. Hz. Hezekiyel(as)’de tebliğ vazifesini ancak bu şekilde icra edebilmiştir. Allah-u Teâlâ’nın huzuruna çıktığımda nasıl hissediyorum? Birden sema açılsa Allah-u Teâlâ’nın haşmetini görsem ne yaparım? Bu dünyada bu mümkün olmayabilir ama Mahşer-i Kübra’da Allah-u Teâlâ’nın huzurunda durabilmek için Ruh-ul Kuds’ün varlığına muhtaç olduğum aşikâr değil midir?
Kaynakça
Zebur-u Şerif: Hezekiyel(as) Risalesi
İncil-i Şerif: Vahiy 22
Kur’an-ı Kerim: Mü’min 78, Yunus 47