Peygamberlerin hayatı

Hz. Yoel (as)

Hz. Yoel (as)

بِسْــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا

“Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara inanmakta sebat gösterin.
Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse, pek derin bir sapıklığa düşmüş olur.”

(Nisa 136)

İsrail kavminin arasında Hz. Yoel(as) adında bir peygamber vardı. Kadir-i Külli Şey ona seslenip kavm-i İsrail’i tövbeye çağırdı.

Hz. Yoel(as) İsrail kavmine seslenip;

“Ey bu diyarda oturan yaşlılar,
Bunca zamandır hiç böyle bir şeye şahit oldunuz mu?
Ey berduşlar ayılın ve feryat edin.
Kudretli ve sayılamaz büyük bir çekirge ordusu saldırdı diyarıma.
Aslan dişine benzer dişleri vardı. Mahsulleri harap ettiler.
Yas tutup feryat figan edin. Ağıt yakın ey bağcılar,
Buğday için dövünün ey ırgatlar, tarlanın mahsulü heder oldu.
Ey rahipler, çulları giyinin yas tutun.
Ey Rabb-i Rahim’in hizmetkârları
Beyt-ül Makdis’e gelin, çul içinde geceleyin.
Muayyen vakitte oruç tutun.
Yaşlıları ve bu diyarda yaşayanları
Beyt-ül Makdis’e getirip feryat ettirin.
Erzaklarımız gözümüzün önünde heder edildi.
Mahsul yok, ambarlar boş ve viran.
Koyun sürüsü perişan, akarsular kurudu.
Boru çalın Sina’da mukaddes dağda kavmi uyarın.
Her Şeye Gücü Yeten’in hükmü yakındır.

Her Şeye Kadir Olan diyor ki:
‘Şimdi oruç tutup feryat figan edin.
Bütün yüreğinizle bana dönün.
Esvaplarınızı değil, yüreklerinizi parçalayın.’

Şüphesiz ki Rahim olan Allah tez öfkelenmez,
Sevgisi ebedidir, hemen cezalandırmaz.
O size acır da hükmünden dönüp bereketini yağdırır.
Harman yeri tahılla dolar,
Çekirge ordusunun mahvettiği yılları geri verir de bol bol yiyip doyarsınız,
Sizin için mucizeler yapan Kadir olan Allah’ın ismine terennüm edersiniz.

Gücü Her Şeye Yeten diyor ki:
Bunların akabinde bütün kavimlerin üstüne Ruh-ul Kuds’ü göndereceğim.
Evlatlarınız, kızlarınız, peygamberlik edecek,
Yaşlılarınız rüyay-ı saliha görecek, gençleriniz halet-i ruhiyeylerle bilecek.
O günler de kadın erkek ayrım yapılmadan
Herkese Ruh-ul Kuds verilecek.
O zaman Allah-u Teâlâ’nın ismini anan herkes özgür olacak.”

Cezayı Hak Ettiler

Lakin İsrailoğulları yine de tövbe etmemelerinin neticesinde Allah-u Teâlâ onları cezalandırmaya hükmederek Hz. Yoel(as)’e şöyle buyurdu:

“İsrail’in cezasını kaldırmayacağım,
Çünkü günahlarının üstüne günah ekliyorlar,
Fakirleri bir çift çarık için sattıkları gibi
Doğruluğu da para için sattılar.
Onlar ki fukaranın başını toprakta ezer,
Mazlumun hakkını bir yana iter.
Baba oğluyla beraber aynı geliniyle yatar.
Biline ki onlar mukaddes ismimi kirletirler.
Ama ben onlar için, onları mahvetmek isteyen kavimleri kovmuştum.
Onları Mısır’dan ben çıkardım, çölde kırk yıl ben size yol gösterdim.
Evlatlarınızdan peygamberler, gençlerinizden kendisini bana takdim eden kişiler çıkardım.
Bunları yapan ben değil miyim?
Ama siz kendini bana takdim edenleri sarhoş ettiniz,
Peygamberlerimi susturdunuz.
Lakin biline ki hızlı koşan kaçamayacak,
Güçlü kişi gücünü gösteremeyecek,
Yiğit olan canını kurtaramayacak, en yiğit olan bile silahlarını bırakıp kaçacak.”

Ey kavm-i İsrail, kulak verin, Allah-u Teâlâ Mısır’dan çıkardığı kavmine ne diyor dinleyin:

“Ruy-i zemin üzerinde ki bütün kavimler arasında yalnızca sizi bildim, sizi tanıdım, sizi seçtim.
Bu nedenle suçlarınız karşılıksız kalmayacaktır.”

Kıssadan Hisse

Allah-u Teâlâ’yı tanıyan bir kavim olmanın sorumluluğu nedir? Putperest kavimler Allah-u Teâlâ’yı tanımadığı için onların sorumluluğu İsrailoğulları’nın sorumluluğu yoktur. Allah-u Teâlâ’nın emrini bilmeyen bu emirleri nasıl yerine getirebilir ki? İsrailoğulları emir ve yasaklardan haberdar olmasına rağmen bu günahları işlemeye devam ettikçe kendini hüküm altında bırakmıştır. Allah-u Teâlâ yine de onlara kendi lütfundan dolayı merhametli davranmıştır. Ancak nasıl olsa Allah-u Teâlâ merhametlidir diye emirleri görmezden gelmek ne kadar doğrudur? Allah-u Teâlâ’yı tanımayanlara bakıp onlara öfkelenmek yerine kendime bakıp günahlarımdan uzak durmak için nasıl bir tutum sergilemeliyim? Nasıl bir yaşantı Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmama vesile olur? Elbette ki kendi gücümle yapacağım hiçbir şey Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmama vesile olamaz. Lakin Allah-u Teâlâ’nın vaat ettiği Ruh-ul Kuds üzerime gelip yüreğimi değiştirmesi her şeyi değiştirebilir.

Kaynakça

Zebur-u Şerif: Hz. Yoel(as)’in Suhufları

İncil-i Şerif: Elçilerin işleri 2:16-17

Kur’an-ı Kerim: Mü’min 78, Yunus 47