Hz. Lut (as)
بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ
“Lut’un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.”
(Kamer 33)
Hz. İbrahim(as)’in babası ailesini alıp Ur kentinden Urfa’nın Harran bölgesine giderken yanlarında Hz. İbrahim’in kardeşinin oğlu olan Hz. Lut(as) da vardı. Bir müddet sonra Allah-u Teâlâ Hz. İbrahim(as)’e seslenmiş ve Harran’dan ayrılıp Kenan diyarına (Günümüz İsrail-Filistin topraklarına) gitmesini emretmişti. Hz. İbrahim(as) bu çağrıyla birlikte yola çıktığında, yeğeni Hz. Lut(as) da sahip olduğu her şeyi alarak Hz. İbrahim(as)’e ardından giderek yollara düşmüştü.
Vardıkları yerde Hz. İbrahim(as)’in malı mülkü, uşaklarının sayısı gün geçtikçe ziyadesiyle artmıştı; aynı zamanda Hz. Lut(as)’unda malı mülkü, uşaklarıyla birlikte ziyadesiyle çoğalmıştı. Bir gün Hz. İbrahim(as)’in ve Hz. Lut(as)’un çobanları arasında münakaşa çıktı. Bu münakaşanın ardından Hz. İbrahim(as) Hz. Lut(as)’a “Biz akrabayız, bu yüzden aramızda münakaşa çıkmasına gerek yok. Bak yeryüzünün tümü gözünün önünde. Gel selamet içinde yollarımızı ayıralım. Burası ikimizin mesken kurması için ufak sayılır. Arzu ettiğin yeri seç, sen doğuya gidersen ben batıya gideceğim. Sen batıya gidersen ben doğuya gideceğim” diyerek yeğeniyle yollarını ayırmak isteyince Hz. Lut(as) da buna razı oldu.
Hz. Lut(as), Kenan diyarında ki Sodom ve Gomora’ya baktı. Sanki Adn bahçesi gibi yemyeşil, Mısır toprakları gibi bol suların olduğunu gördü. Allah-u Teâlâ, Sodom ve Gomara’yı yıkmadan evvel orası bu haldeydi. Lakin oralar bereketli bir toprak olsa da Allah-u Teâlâ’nın nezdinde en büyük günahların da işlendiği bir yerdi. Hz. Lut(as) her şeyden bihaber bu bereketli toprakları seçip Sodom ve Gomora’ya ailesi ve uşaklarıyla beraber yerleşti.
Vaki oldu ki günlerden bir gün yöre hükümdarları cenge tutuştu, bu cenkte Sodom ve Gomora’nın hükümdarı hezimete uğradı. Diğer hükümdarlar Sodom ve Gomora’ya gelip ne var ne yok talan edip götürdüler, Hz. Lut(as) ve ailesi de orada olduğundan onları da esir olarak mahkûm edip tüm mallarını talan ettiler. Uşaklarından biri kaçıp Hz. İbrahim(as)’e haber saldı. Hz. İbrahim(as) evinde doğup büyümüş olan 318 yiğidi alıp peşlerine düştü. Adamlarını gruplara ayırdı, gece vakti saldırarak tüm düşmanlarını hezimete uğrattı, geri kalanları ise kovaladı. Yeğeni Hz. Lut(as)’u, ailesini ve bütün tutsak edilenleri, mallarıyla birlikte alıp geri getirdi.
Hz. Lut'un Kavmi
Sodom ve Gomora kavmi yaşadıkları topraklarda ekmeğe doymuştular. Sefaletten uzak bereketli topraklarının semereleriyle karınları toktu. Tasadan, efkârdan uzak rahat bir hayatları vardı. Bu onları riyaya sürükleyip hadlerini aşmaya neden olmuştu. Fakirlere sırtlarını döndüler, yoksulu hor gördüler. Mekruh olan her ne var ise hepsini yapmaya başladılar. Zina ile kendilerini kirlettiler. Hayvanatla bile zina ettiler, sabilere tecavüz ettiler, aile içi sapkın ilişkiler kurdular ve dahası erkekler eşlerini bırakıp erkeklerle, kadınlar da eşlerini bırakıp kadınlara karşı şehvetle yanıp tutuştular.
Hâl böyle iken Sodom ve Gomora halkı Allah-u Teâlâ’nın öfkesini celbetti. Allah-u Âzimüşşan Sodom ve Gomora’yı helâk etmeden evvel gönderdiği misafir-i Rabbânîleri Hz. İbrahim(as)’e gönderip Hz. İshak’ın doğumunu müjdeletmişti. Bu üç misafir-i Rabbânî, Hz. İbrahim(as)’in yanından ayrılıp Sodom ve Gomora’ya giderken Allah-u Teâlâ “Yapacaklarımı kulum İbrahim’den mi gizleyeceğim. Hakikat şu ki İbrahim büyük bir kavim olacak, yeryüzünün kavimleri onun sayesinde mübarek kılınacak. İbrahim kendi zürriyetine salâhı ve adaleti öğretecek. Allah’ın yolunu tutup emredildiği gibi yaşamalarını öğütlesin diye kulum İbrahim’i seçtim” dedi. Üç misafir-i Rabbânî, Sodom ve Gomora’nın başına gelecekleri Hz. İbrahim(as)’e bildirerek “Sodom ve Gomora kavminden yükselen feryatlar çoktur, işledikleri günahlar çok büyüktür, çok ağırdır, gidip söylenenlerin doğru olup olmadığını göreceğiz” deyip yola koyuldular.
Hz. İbrahim'in Şefaati
Hz. İbrahim(as) Allah-u Teâlâ’nın huzurunda durup mahcubiyetle;
-“Ey Allah’ım! Sâlihi de fesatlık edenle beraber mahva mı uğratacaksın. Belki şehrin içinde 50 sâlih kişi vardır. Onlara merhamet etmeyip fesatlık edenlerle beraber mahva mı uğratacaksın? Sâlih ile hakiri aynı kefeye koyup mahvetmek senden uzak olsun. Bütün âlemin Hâkimi adil olmaz mı?
Allah-u Teâlâ Hz. İbrahim(as)’i yanıtlayıp,
-“Eğer şehrin içinde dediğin gibi 50 sâlih var ise onların hatırına şehri mahvetmeyeceğim.”
Hz. İbrahim(as) korkuyla,
“Ey! Allah-u Âzimüşşan ben kimim ki? Toz ve külüm ama içimdekini niyaz etmeden duramam. Belki orda 45 kişi vardır, o 5 kişi için bütün şehri mi helâk edeceksin?”
Allah-u Teâlâ,
-“Ey kulum dediğin gibi olsun orada 45 kişi bulursam helâk etmeyeceğim” dedi.
Hz. İbrahim(as) ısrar ederek,
-“Ya Âdil-u Rahman! Eğer eksik olur da orada 30 kişi varsa yine de onları helâk mı edersin?”
Allah-u Teâlâ,
-“30 kişinin hatırına onlara dokunmayacağım” dedi.
Hz. İbrahim(as) cesaretle,
-“Seninle konuşma cüretkârlığını gösterdiğim için beni bağışla ama ya 10 kişi varsa o zaman ne olacak?”
Zat-ı Zülcelal Hz. İbrahim(as)’in hatırına,
-“Dediğin gibi 10 kişi için bile o şehre merhamet edeceğim” dedi.
Lut Kavmi'nin Helakî
Allah-u Teâlâ Zü’l-celâli ve’l-ikrâm olduğundan merhameti bol, rahmeti sınırsızdır. Sodom ve Gomora halkına merhamet etmeyi niyet etti. Sonrasında Hz. İbrahim(as)’e gönderdiği misafir-i Rabbanileri Sodom ve Gomora’ya gönderdi.
O iki melâike güneş batarken şehre vardılar. Hz. Lut(as) şehrin kapısında oturuyordu, o iki melaikeyi görünce, onları tesadüfen yolları bu yere düşmüş iki garip yolcu olduğunu düşünerek, yakışıklılıklarından ötürü başlarına bir musibet gelmemesi için hemen kalkarak onları karşıladı. Hz. Lut(as) “Efendiler hadi gelin, bana gidelim, geceyi bizde geçirin, ayaklarınızı yıkayın, yemek yiyin. Sonra erkenden kalkıp yolunuza gidersiniz” dedi. Fakat onlar “Hayır, geceyi kentin meydanında geçireceğiz” diye yanıtladılar. Hz. Lut(as) o iki melaikeye ısrar edip sonunda evinde misafir edip ziyafet hazırlamayı kabul ettirdi.
Onlar evdeyken Sodom ve Gomora’nın bütün mahallelerinden erkekler doluşup Hz. Lut(as)’un kapısına dayandılar. Sarhoşlukla hevasata kapılıp, gözlerini şehvet bürümüş bir halde, hâkir ve zelil olan bu gürûh kapıyı zorladı.
-“Bu gece kente giren o adamların sende olduğunu biliyoruz. Çıkar onları dışarı bize teslim et ki onlarla eğleşelim, gönlümüzü hoş edelim” dediler.
Hz. Lut(as) zar zor dışarı çıktı kapıyı arkasından kapadı.
-“Rica ederim yapmayın. Bunlar benim misafirlerimdir. Bakın el değmemiş kızlarım var. Size vereyim onlara ne dilerseniz yapın ama bu mübarek adamlara dokunmayın” dedi.
Onlar Hz. Lut(as)’u hırpalayıp
-“Başka bir diyardan gelip bize hâkimlik mi taslıyorsun, çekil öteye zira onlara yapacağımızdan daha kötüsünü sana yaparız” diyerek Hz. Lut(as)’u hırpaladılar.
Fakat Allah-u Âzimüşşan’ın melâikeleri ellerini uzatıp Hz. Lut(as)’u içeriye aldı, kapının önünde yığılan hâkir ve zelil olan gürûhu ise kör ederek, şaşırttılar. Öyle ki onlar kapıyı dahi bulamadılar.
Misafir-i Rabbânîler, Hz. Lut(as)’a bakıp “Bu kentte daha başka kimin var ise damatlarını, kızlarını buradan uzaklaştır. Çünkü biz bu kenti helâk edeceğiz, Rabbin gözünde bu şehrin feryadı çok büyüktür. Bilesin ki Allah-u Teâlâ bizi bu kenti helâk etmek için gönderdi.” Hz. Lut(as) olanların ciddiyetini anlayınca müteessir oldu ve acele ile kızlarıyla evlenecek olan damatlarına gidip “Çabuk olun, bizimle gelin, Allah-u Teâlâ bu kenti helâk edecek” dedi. Fakat damatları Hz. Lut(as)’un kendileriyle alay ettiğini sandıklarından onun dediklerine aldırış dahi etmediler.
Allah-u Teâlâ’nın takdirini yerine getirmek için gönderilen bu misafir-i Rabbâni’ler seher vakti yaklaşınca Hz. Lut(as)’a “Haydi acele edin. Kalk, eşini, kızlarını al da yola düş, yoksa bu şehrin fesadı içinde siz de mahvolacaksınız.” Lakin onlar yavaş davrandıkları için misafir-i Rabbâniler onların ellerinden tutup acele ile şehrin dışına koyarak “Canınız için kaçın, sakın arkanıza bakmayın yoksa telef olursunuz. Allah-u Teâlâ senin canını bağışladığı için sen gideceğin yere yetişinceye kadar hiçbir şey yapamayız” dediler. Hz. Lut(as), eşi ve kızları kaçıp kentten uzaklaştıklarında güneş doğmaya başlamıştı. Allah-u Teâlâ Sodom ve Gomora üzerine gökten kükürt ve ateş yağdırdı. Bütün kentler; oradaki kavmin tümü nebatat ve hayvanatla beraber helâk edildi. Hz. Lut(as), ailesiyle onların feryad ü figanlarını duyunca Hz. Lut(as)’un eşi ne olduğunu görmek için geriye dönüp baktığı o anda Allah-u Teâlâ’nın emrine uymadığı için tuz direği gibi olup telef oldu.
Hz. İbrahim(as) gün ağardıktan sonra Allah-u Teâlâ’nın huzurunda durduğu yere gidip Sodom ve Gomora’da ki bütün ovaya baktı ve tüten ocak gibi yerden yükselen dumanı gördü. Anladı ki binlerce nüfusu olan Sodom ve Gomara kentlerinin içinde on sâlih kişi bile yoktu.
Kıssasdan Hisse
Hz. Lut(as) onca fenalığı yapan kavminin başına gelecekleri öğrenince müteessir bir halde ağır ağır hareket ederek, bu belanın olmamasını niyet etmekteydi. Hz. Lut(as) kavmi arasında yaşarken onların fenalıklarına bakıp onlardan nefret edip onları terk etmek yerine onları fenalıklarından tövbe etmeleri için ikaz etmeye çalışmaktan vazgeçmedi. Nasıl bir dünyada yaşıyorum? Her türlü günahın yaşandığı bu ahir zamanda ben de Hz. Lut(as) gibi günahkârlara karşı müteessir bir halde miyim? Son bir çare ile hiç değilse damatlarını uyarmak isteyen Hz. Lut(as) gibi ben de çevremde bulunan herkesi kıyametin o çetin azabına yakalanmamaları için ikaz ediyor muyum? “Kıyamet yoktur bu devran böyle geldi böyle gider!” diyenlere aldanmaktansa ben de Sodom ve Gomora Halk’ının gafletine düşmemek için ömrümü nasıl geçiyorum?
Kaynakça
Tevrat-ı Şerif: Yaratılış 11:31, 12:5, 13, 14, 18:16-33, 19:1-30
Zebur-u Şerif: Yeşaya 1:9-10, 3:9, 13:19, Ağıtlar 4:6, Hezekiyel 16:40-57, Amos 4:11
İncil-i Şerif: Matta 10:15, 11:23-24, Luka 10:12, 17:29, Romalılara Mektup 9:29, Petrus’un 2. Mektubu 2:6-11, Yahuda’nın Mektubu 1:7
Kur’an-ı Kerim: En’âm 86, A’râf 80-85, Hûd 70-83,89, Hicr 59-77, Enbiyâ 74-75, Şuarâ 160-175, Neml 54-58, Ankebût 26,28-35, Sâffât 133-138, Sâd 13, Kâf 13, Kamer 33-39