Hz. Hoşea (as)
بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
... وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلًا مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ اَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةًۜ
“Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik.
Onlara da eşler ve çocuklar verdik.”
(Rad 38)
Efrayim aşiretinin mesken kurduğu yöredeki Samiriye bölgesi, Asur kavmi tarafından fethedilmeden evvel hükümdar Yarovam devrinde, Allah-u Teâlâ Hz. Hoşea(as)’ya seslenip;
“Ey Hoşeya git bir fahişe ile evlen, ondan evlatların olsun. Zira bu kavim dahi benden uzaklaşıp zina etmektedir”
dedi.
Allah-u Teâlâ'nın bu emri vermesinde hikmet-i sebebi şuydu ki; İsrailoğullarının bir fahişe gibi olduğunu göstermektir. Allah-u Teâlâ İsrailoğullarını seçmiş, onlara merhamet göstermişti ancak bir fahişe nasıl ki her seferinde kocasını aldatır, başka erkeklerin ardından gider aybı şekilde de İsrailoğulları her seferinde başka ilahların ardından gidip onlara kulluk ederek fahişe gibi davranıyordu. Bu sebepten izzet ve hikmet sahibi Allah-u Teâlâ İsrailoğullarının günahlarına ayna tutmak için Hz. Hoşea(as)'a bunu buyurdu.
Hz. Hoşea(as) emrolunduğu üzere gidip Gomer adında bir fahişeyle evlendi ondan evladı olunca, ismini Yizreel (Allah bertaraf edecek) koydu, çünkü Allah-u Teâlâ o yörede dökülen kanların hesabını soracağından, İsrailoğullarını darmadağın edecekti. Hz. Hoşea(as)’nın tekrar evladı oldu, ismini Lo-Ruhama (Rahmet edilmeyecek) koydu, çünkü Allah-u Teâlâ İsrailoğullarına acımayacak suçlarına mağfiret etmeyecekti. Ancak Yahuda diyarında ikamet edenlere merhamet edip onları özgür kılacağına yemin etti. Hz. Hoşea(as)’nın bir evladı daha oldu, ismini Lo-Ammi (Artık kavmim değil) koydu zira İsrail kavmi Allah-u Teâlâ’dan utandıkları için Allah-u Teâlâ’da onlardan utandı.
Hz. Hoşea'nın Tebliği
Hz. Hoşea(as) İsrailoğullarına:
“Acımayın validenize acımayın,
Zira onun simasından fahişelik ayan olmaktadır,
Çünkü fahişeliğe devam edip sefihlerin ardına,
Gönlünü memnun edenlerin ardı sıra gitti,
Lakin önüne set çekildiğinde
Sefih herifleri arayacak ama bulamayacak,
‘O vakit kocama döneyim
Hiç değilse onun yanında keyfim yerindeydi’ diyecek.
O zaman anlayacak ki onun esvabını veren,
Erzağını hazır eden bendim.
Ancak onu sefih heriflerin önünde
Rezil kepaze edeceğim,
Amellerinin karşılığını alacak
Nitekim o putlara secde etti.
Bilakis o ziynetler takıp sefih heriflerin ardından gitti de beni unuttu.
Ancak yine de onunla hilm ile muhabbet edip
Eski vakitlerde olduğu gibi birlikte olacağım.
Selamette kalacak, hal-i selim ile aşk ile
Merhamet ile ve adilane şekilde birlikte olacağım.
Rahmete nail olmayana merhamet edecek,
Kavmim olmayana kavmimsin diyeceğim
Onlar da bana, Rabb-i Rahim diye nida edecekler”
dedi.
Allah-u Teâlâ başka bir vakit yine Hz. Hoşea(as) vasıtasıyla:
“Ey İsrailoğulları kulak verin:
‘Allah-u Teâlâ sizden davacıdır
Zira hakikat, hasenat ve ulemalar yok oldu,
Beddua, yalan, cinayet, hırsızlık ve zina edenden başka kimse yok,
Kan üstüne kan dökülüyor.
Kavmim cehaletten helak oldu,
Madem sen hikmeti reddettin,
Ben de seni reddeceğim ve
Bana rahiplik dahi etmene izin vermeyeceğim.
Rahipler arttıkça günahları da arttı,
Gittikleri yolun hesabını soracağım,
Yiyecekler lakin doymayacaklar,
Zina edecekler amma zürriyetleri çoğalmayacak
Çünkü onlar Allah-u Teâlâ’ya karşı kulaklarını tıkadı.
Dağlarda, tepelerde oyma putlara secde ettikleri için
Fahişelik eden kızlarınız, zina eden gelinleriniz suçlu değildir.
Zira sefahat içinde yaşayan sefil erkekleriniz
Onlara giderek putların mabedinde zina ediyorlar.
Biline ki bu kavim cehaletinden dolayı kesinlikle helak olacaktır.
Kavmime şifa vermek istesem de
Günahları, fenalıkları hep karşıma çıkmakta.
Ey rahipler işitin! Ey İsrailoğulları dinleyin!
Asiler azıtarak isyana katıldı
Ama ben onları imana meylettireceğim.
İsrailoğulları artık murdardır,
Nefs-i emmaleri tövbe etmelerine müsaade etmiyor.’
Gelin, Allah-u Teâlâ’ya dönelim.
Bizi O dağıttı, yine O şifa verir.
İki gün sonra o bizi diriltecek, üçüncü gün ihya edecek.
Hep beraber Allah-u Âzim’i bilmeye gayret edelim.
‘Ey Kuzey İsrail ne edeyim sana?
Ey Yahuda Diyarı ya sana ne yapayım?
Ben kurbandan değil sıdk ile amel edenden razıyım.
Kurban kesmenizden çok beni tefekkür etmenizi isterim.
Çenk borusu çalın,
Düşmanlarınız kartal gibi dolanıyor evinizin üzerinde,
Çünkü İsrailoğulları antlaşmamı feshetti.
Onlar ki ‘Ey Allah-u Teâlâ biz İsrailoğulları seni biliyoruz’
Diye bana feryat ediyorlar lakin onlar iyiliği reddettiler,
Bana sormadan hükümdar seçtiler,
Nefslerine zulmetmek için putlar yaptılar.
Biline ki gazabım artmakta...
Ne zamana dek murdar kalacaksınız.
Şeriatımı onlar için yazdım lakin ona tuhaf dediler.
Kurban kesiyorlar, etiyle nefslerine ziyafet etmekteler.
Biline ki bunu yapanlardan razı değilim.
Oysa ben küçüklüğünde sevdim İsrail’i.
Evladımı Mısır’dan çağırdım.
Peygamberler İsrail’e seslendikçe
Daha da uzaklaştılar peygamberlerden.
Kurban kesip buhur yaktılar putlara.
Bense onları muhabbet bağıyla kendime çektim.
Amma kavmim benden uzaklaşmaya çabalıyor.
Nasıl vazgeçeyim senden ey kavmim?
Nasıl köle olmana razı olayım?
Yüreğim buna razı değil,
Sana merhamet edeceğim.
Ben insan değil Rabb-i Rahim’im.
Ancak amellerin karşılıksız kalamaz.
Hayvanları bırakıp insanları kurban edenler, buzağıyı öpmekteler.
Ancak seni Mısır’dan çıkaran Rabbin,
Hakim-i Mutlak benim.
Benden başka ilah tanımayacaksın
Zira benden başka kurtarıcı yoktur’ dedi.”
Hz. Hoşea(as) İsrailoğulları arasında dolaşmaya devam ederek nasıl amel etmeleri gerektiğini bildirdi:
“Ey İsrailoğulları, ilahımız Rabb-i Kerim’e dönün.
Şöyle dualar edin
‘Bağışla bütün günahlarımızı,
Yalvarırız, huzuruna kabul et bizi.
Asur hükümdarı kurtaramaz bizi,
Artık elimizle yaptığımız putlara ilah demeyeceğiz’ deyin.”
O vakit Rabb-i Rahim Hz. Hoşea(as)’ya seslenip;
“Onları imana meylettireceğim.
Yürekten muhabbet besleyeceğim.
Ey kavmim yine seninle alakadar olacağım”
dedi.
Kıssadan Hisse
"Allah Celle Celalühü için ağlayan göz ne mübarektir, O'nun aşkıyla yanıp kavrulan yürek ne mukaddestir" diyen Mevlana hazretleri gibi İsrailoğulları Allah aşkıyla yanıp tutuşacakken dünyevi hevesatları ve korkuları, Allah aşkıyla yanmalarına mani oluyordu. Ancak onlar nefsani arzularını tatmin etmelerine müsade eden putların aşkıyla yanıp tutuşmaktaydılar. Günümüzde de vaziyet böyle değil mi?
Allah-u Teâlâ’nın emirlerine riayet etmeyenler, O’nun emirlerini gereksiz, saçma, uygulanamaz olarak görseler de birçok saçma adetlerine devam etmekte gayretlidirler. Hangisi daha zordur? Allah-u Teâlâ’nın emirlerine uymayıp musibetlere maruz kalmak mı, yoksa dünya hayatının her zorluğuna rağmen Allah-u Teâlâ’ya itimat etmek mi? Elbette dünya hayatı bizi Allah-u Teâlâ’nın emirlerine riayet etmekte zorlayacaktır ancak Allah-u Teâlâ’nın merhameti her daim bizimle olacaktır. Ancak dünya hayatının zorluklarından dolayı Allah-u Teâlâ’nın emirleriyle amel etmezsek bizi Allah-u Teâlâ’nın gazabından kim koruyacaktır?
Arif olan anlasın.
Tefekkür eden idrak etsin.
Zira Kadir-i Külli Şey’in yolu adilanedir.
Sıdk sahibi salihler bu yollarda teskin olur
Biline ki yalnızca asiler bu yolda sendeler.
Kaynakça
Zebur-u Şerif: Hoşea
İncil-i Şerif: Matta 2:15, Romalılar’a Mektup 9:25-26
Kur’an-ı Kerim: Mü’min 78, Yunus 47, Nisa 164-165