Peygamberlerin hayatı

Hazreti Eyüp aleyhisselam kıssası

Hazreti Eyüp aleyhisselam kıssası

بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم

وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

“Kulumuz Eyüp’ü de an.
Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti.
‘Meşakkat ve acı ile Şeytan bana dokundu.”

(Sâd 41)

Ûs adında bir diyarda Hz. Eyüp(as) isminde bir peygamber yaşardı. Hz. Eyüp(as) Allah-ü Teâlâ’dan hayâ eden, şerden imtina eden, masum ve hakkaniyetli bir zattı. Yedi oğlu, üç kızı vardı. Yedi bin koyuna, üç bin deveye, beş yüz çift öküze, beş yüz çift eşeğe ve pek çok uşağa sahipti. Diyar-ı şarkın en varlıklısı Hz. Eyüp(as) idi. Evlatları sırayla ziyafet tertip eder, tüm kardeşler toplanır birlikte yiyip içerlerdi. Sabah olunca da Hz. Eyüp(as) belki evlatlarım bilmeyerek günah işlemişlerdir diye her biri için tek tek kurban keserdi.

Bir vakit bütün melaikeler huzur-u İlahi’ye çıktıklarında İblis de onlarla beraber orada durmuştu.
Allah-ü Teâlâ İblis’e “Nereden gelmektesin?” diye sual etti.

-İblis “Âlem-i kâinatı dolanmaktan” diye cevap verdi.

Allah-ü Teâlâ “Kulum Eyüp’e bakıp da nasıl yaşadığını gördün mü? O’nun gibisi yoktur. O vicdanı temiz, hakkaniyetlidir. Benden hayâ eder, şerden imtina eder” dedi.

-İblis “Eyüp senden boşuna mı hayâ eder. O’nu ailesini, sahip olduğu her şeyi sen çitle çevirip muhafaza etmedin mi? Bütün amelini bereketli kıldın, sürüleri bütün diyara yayıldı, ancak bir müddet elini uzatır da sahip olduğu her şeyi harap edersen bil ki sana küfredecektir. O vakit imanının da, takvasının da boş olduğunu göreceksin.”

-Allah-ü Teâlâ İblis’e “Biline ki sahip olduğu her şeyi sana tahsis ediyorum, yalnız kendisine dokunma da onun salihlerden olduğunu gör.” dedi. Böylelikle İblis Allah-ü Teâlâ’nın huzurundan çıktı ve yapmayı arzu ettiğini hemen yapmaya başladı.

Hz. Eyüp'in Başına Gelenler

Muayyen vakitte Hz. Eyüp(as)’e bir ulak telaşla gelerek
-“Ey efendim, biz sürüleri otlatırken Sabalılar geldi uşakları kılıçtan geçirip bütün sürüyü talan ettiler.”

Daha lafını bitirmemişken başka bir ulak gelip,
-“Ey Efendim, Allah-ü Teâlâ ateş yağdırdı, koyunları yakıp kavurdu yalnız ben kurtuldum” dedi.

O dahi lafını bitirmeden başka bir ulak gelip,
-“Kildaniler geldi, bütün develere hücum edip uşakları kılıçtan geçirdiler, yalnız ben kurtuldum.”

O dahi lafını bitirmeden başka bir ulak gelip,
-“Ey efendim, evlatların hep birlikte oturmuş ziyafet ederken, ansızın çölden şiddetli bir kasırga esti, evin duvarları evlatlarının üstüne yıkıldı. Hepsi oracıkta vefat etti yalnız ben kurtuldum” dedi.

Bunun üzerine Hz. Eyüp(as) kalktı, kaftanını yırttı, saçını sakalını kesti, secde edip dua etti. Ve dedi ki:

“Bu âleme çıplak geldim, çıplak gideceğim.
Allah-ü Teâlâ verdi yine Allah-ü Teâlâ aldı.
Rabb-i Rahim’e hamd-u senalar olsun”

Başka bir vakit yine melaikeler ind-i İlahi’ye vardıkları vakit yine İblis de orada durmuştu. Allah-ü Teâlâ İblis’e, “Kulum Eyüp’e bakıp da nasıl yaşadığını gördün mü? Hakikaten O’nun gibisi yoktur, vicdanı temiz ve hakkaniyetlidir. Benden hayâ eder, şerden imtina eder. Senin ithamların sebebiyle abes yere harabiyetine müsaade ettim lakin gördüğün gibi o, salahını hâlâ devam ettirmektedir.”

-İblis, “Cana can. Âdemoğulları canı için her şeyini verir, bir müddet elini uzat da onun etine kemiğine dokun. İşte o zaman biline ki sana küfredecektir. O vakit imanının da takvasının da boş olduğunu bileceksin.”

Allah-ü Teâlâ “O halde Eyüp(as)’ü senin eline bırakıyorum lakin ölümüne sebep olmayasın da onun salihlerden olduğunu bil.” dedi.

İblis, Allah-ü Teâlâ’nın huzurundan ayrılıp Hz. Eyüp(as)’ün bedenine musallat olunca tepeden tırnağa kötü çıbanlar çıkmasına sebep oldu. Hz. Eyüp(as), kederinden ve ağrısından dolayı kül içinde mesken kurmuştu. Bir çömlek parçasıyla çıbanlarını kaşıyordu.

O vakit eşi gelip öfke ve hiddet ile “Hala salahını daim mi ettiriyorsun? Allah-ü Teâlâ’ya küfret de bu biçare halinle yaşamaktansa öl de kurtul.” dedi.

-Hz. Eyüp(as) eşine, “Budala kadınlar gibi laflar ediyorsun. Allah-ü Teâlâ’dan gelen hayrı kabul edelim de şerri kabul etmeyelim mi? Bu mümkün müdür?” diye cevap verdi. Böylelikle Hz. Eyüp(as) imanından vazgeçmedi sabredip Allah-ü Teâlâ’ya niyaz etmeye devam etti.

Bir vakit sonra Hz. Eyüp(as)’ün başına gelenleri duyan ahbapları kalkıp Hz. Eyüp(as)’ü teselli etmek için yanına geldiler. Hz. Eyüp(as) hastalıktan öyle bir hal almıştı ki uzaktan baktıklarında ahbapları onu tanıyamadı. O vakit feryat ederek esvaplarını yırtıp başlarına toprak çaldılar. Yedi gün yedi gece tek kelam etmeden Hz. Eyüp(as) ile beraber küllerin içinde oturdular.

Hz. Eyüp'ün Istırabı

Hz. Eyüp(as) çektiği acılardan hayıflanarak;
”Neden doğarken vefat etmedim, neden rahimden çıkarken son nefesimi vermedim.
Şimdi huzur içinde yatıp istirahat etmiş olurdum.
Orada kötüler münakaşayı bırakır, halsizler sükûnet bulur,
Küçük de büyük de ordadır, köle efendisinden azat olmuştur.
Korktuğum başıma geldi; çünkü şimdi huzur yok, sükûnet yok”
dedi.

Hz. Eyüp(as)’ün ahbabı Elifaz,
“Bir gece vakti bir fısıltı duydum.
Ben dehşete düştüm, önümden bir ruh geçti, tüylerim ürperdi.
Bir suret duruyordu ama ne olduğunu bilemedim.
Bana ‘Kim Allahın karşısında hakkaniyetli kalabilir.
Kim kendisini yaratanın karşısında masum olabilir,
Allah kullarına güvenmez, melaikelerde bile hata bulur da
Mayası toprak olanlara mı güvenir.
Nitekim Âdemoğulları fanidir, hikmetten yoksun olarak vefat ederler”
dedi.

Elifaz’a görünen İblis’in kendisiydi ama İblis’i Allah’ın meleklerinden biri sanarak; Hz. Eyüp(as)’ün yaşadığı bu sıkıntıların sebebinin, onun günahlarından kaynaklandığını dile getirdi.

Hz. Eyüp(as); “Keşke isteğim yerine gelse, Allah-ü Teâlâ hasretimi giderse de keremiyle beni ezse, Elini çabuk tutup hayatımın bağlarını koparsa. Yine teselli bulur amansız derdimden mesrur olurdum. Kederli insana dost sevgisi gerek, Kadir-i Külli Şey’den korkmayı terk etse bile. Oysa kardeşlerim bana ihanet etti. Etim kurtlarla ve topraktan kabuklarla kaplanmış. Ey Rabb-i Rahim ne vakte kadar gözlerini üzerimden çevirmeyeceksin? Suç ettimse sana ne ettim, ey insanı gözleyen Hâkim-i Mutlak?”

diyerek yaşadığı hadiselerin kendi günahlarından kaynaklı olmadığını dile getirdi.

Bildad: “Allah-ü Teâlâ adaleti bozmaz. Oğullarında suç işlemişlerdir ki bugün helak oldular. Eğer sen şimdiden Allah-ü Teâlâ’ya dua edip tövbe edersen, Masum ve salihlerden olursan, Hakikaten Rabb-i Rahim de sana merhamet eder.”

Hz. Eyüp(as): “Allah-ü Teâlâ’ya diyeyim ki beni mahkûm etme, Niçin benimle münakaşa ettiğini bana bildir. Hatırla Rabbim sana hep niyaz ederdim, Sen balçık gibi bana biçim verdin; Beni yine toprağa mı döndüreceksin.”

Tsofar: “Sen yüreğini hakkaniyetli kıl, Rabb-i Kadir’e ellerini aç; Eğer kendi elinde fenalık var ise, Onu kendinden uzaklaştır. Haksızlık senin çadırında oturmasın.”

Hz. Eyüp(as): “Hakikaten sanki Allah’ın tek halkı yalnız sizsiniz. Bilin ki hikmette sizinle beraber helak olacak. Siz yalan söylemektesiniz. Hepiniz hakir hekimlersiniz. Keşke sadece sussanız!”

Elifaz: “Hikmetli adam abes laf eder mi? İnsan işe yaramaz laflarla mı muhakeme eder? Allah korkusunu bile ortadan kaldırmaktasın. Çünkü ağzından çıkan kendi fesadındır.”

Hz. Eyüp(as): “Ben de sizler gibi söyleyebilirdim, Canımın yerinde sizlerin canı olsaydı. Oysa ben sözlerimle sizi cesaretlendirirdim, Dudaklarımın tesellisiyle sizi teskin ederdim. Öyleyse ümidim nerede?”

Bildad: “Sen ki öfkenle kendini paralamaktasın, Senin uğruna dünyan mı vazgeçilecek? Evet, kötülerin nuru sönecek, Onun çadırında karanlık olacak.”

Hz. Eyüp(as): “Ne vakte kadar canımı üzeceksiniz, Beni laflarınızla ezeceksiniz. Ey dostlarım bana acıyın, bari siz bana acıyın. Biliyorum ki kurtuluşum yalnızca Hay olan Rabbim’dedir.”

Tsofar: “Düşünceler içindeyken ruh bana cevap veriyor. İnsan dar-ı dünyaya konulalı beri Kötülerin zafer narası kısadır, Ebediyen yok olur, rüya gibi uçar.”

Hz. Eyüp(as): “İşitin, sözüme kulak verin, Beni bırakın da ben söyleyeyim. Kötüler niçin hayatta kalmaktadır? Haneleri selamettedir de hep pervasızdırlar.”

Elifaz: “İnsan Hakim-i Mutlak’a faydalı olabilir mi? Kötülüğün büyük değil mi? Senin fesatlarının sonu yoktur. Bil ki eğer tövbe edip Kadir-i Külli Şey’e dönersen yine bina edilirsin.”

Hz. Eyüp(as): “Bugün, şekvam ızdıraptır. Keşke Rabb-i Rahim’i nerede bulacağımı bilseydim de divanına varsaydım. O, tuttuğum yolu bilir. Bilirim ki beni tarttığında altın gibi çıkacağım.”

“Son nefesimi verene dek kemalimi kendimden ayırmayacağım. Salahımı sıkı tutmaktayım, onu bırakmam.”

“Keşke eski aylarda olduğum gibi olsaydım. Allah-u Teâlâ’nın beni muhafaza ettiği günlerde ki gibi. O devirde karanlıkta O’nun ışığıyla yürürdüm. Ben hayır beklerken şer geldi, Aydınlık gelecek diye tahmin ederken kasavet geldi, Bak yaslı gezmekteyim.”

Allah-u Teâlâ'nın Cevabı

Hz. Eyüp(as)’ün ahbapları Hz. Eyüp(as)’ün başına gelenlerin işlediği günahlarının sebebi olduğunu düşünüyorlardı. Ahbapları Allah-ü Teâlâ’nın hikmetini idrak edememişlerdi. Onlar sükût etmişken ansızın bir kasırga koptu ve Allah-ü Teâlâ’nın vahyi ayan oldu ve Allah-u Teâlâ hakikati bilmeden sitem eden Hz. Eyüp(as)’a;

“Hikmetsiz laflar edip takdirimi karartan bu adam da kim?
Ben âlem-i kâinatın temellerini atarken sen nerede idin?
Bildir eğer idrak ettiysen?
Denizin membalarına kadar vardın mı?
Dünyanın genişliğini idrak edebildin mi?
Göklerin düzenini bilir misin?
Kim bulutları hikmetle sayabilir?
Dağ keçilerinin doğurduğu vakti bilir misin?
Sen mi ata kuvvet verdin,
Dalgalanan yelesini onun boynuna sen mi giydirdin?
Senin emrinle mi kartal yükselir de yuvasını yüksekte kurar?
Bu yüzden midir ki haklı çıkasın diye beni suçlamaktasın?”

Hz. Eyüp(as) Allah-ü Teâlâ’nın vahyine cevaben, “Ey Hâkim-i Mutlak, sen her şeyi yapabilirsin bilirim, Hiçbir muradın alıkonmaz. Şüphesiz ki idrak edemediğim laflar söyledim. Senin hakkında bildiklerim kulaktan dolmaydı Şimdi ise gözlerim haşmetini gördü. Bundan ötürü kendimi hor görmekteyim. Toz ve külle ettiğim laflardan tövbe etmekteyim” dedi.

Vaki oldu ki Allah-u Teâlâ, Hz. Eyüp(as)’ün ahbaplarına

“Size karşı öfkem alevlendi.
Çünkü Eyüp gibi hakikatleri söylemediniz.
Kendiniz için yedi boğa, yedi koç alın ve
Eyüp’e gidip dua isteyin,
Nitekim ona itibar ederim de ancak onun duasıyla
Size ahmaklığınıza göre davranmam”

dedi.

Onlar da kalkıp Hz. Eyüp(as)’e gittiler kurbanlar kestikten sonra Hz. Eyüp(as)’tan af dileyip dua istediler, Allah-ü Teâlâ da Hz. Eyüp(as)’e hürmet ettikleri için suçlarını bağışladı. Hz. Eyüp(as) ahbaplarına dua etmesinin akabinde Rabb-i Kerim Hz. Eyüp(as)’ün cefasını kaldırdı. Rabb-ül Âlemin Hz. Eyüp(as)’e önceki malının iki katını verdi. Bütün kardeşleri, evvelce tanıdığı herkes yanına gelip Hz. Eyüp(as)’ü teselli ettiler. Hz. Eyüp(as)’ün ahiri, evvelinden ziyadesiyle bereketlendi. On dört bin koyunu, altı bin devesi, bin çift öküzü ve bin eşeği oldu. Yedi oğlu, üç kızı oldu. Hz. Eyüp(as) yüz kırk yedi sene daha hayatta kaldı, dört nesil torunlarını gördü. Hz. Eyüp(as) ihtiyar olup günlere doymuş olarak vefat etti.

Kıssasdan Hisse

Hz. Eyüp(as)’ın sabrı dillerde dolanmaktadır. Hz. Eyüp(as) başına gelen onca cefaya rağmen Allah-u Teâlâ’ya isyan etmemiş, temiz vicdan ile imtihandan sabırla geçebilmiştir. İblis ne yaparsa yapsın Hz. Eyüp(as)’ün imanını zedeleyememişti. Hz. Eyüp(as) tüm malını, evlatlarını, izzetini Allah-u Teâlâ’ya olan imanı uğruna kaybetmiş olsa da Allah-u Teâlâ’ya şeksiz şüphesiz güvenmekteydi. Dost kara günde belli olur derler ya öyle de Hz. Eyüp(as)’ün ahbapları o kara günde onu teselli edeceklerine daha çok itham ederek İblis’in oyununa geldiler. Hz. Eyüp(as) her zaman takva ile yaşarken başına gelenlerden dolayı müteessirdi lakin isyan etmedi. Hayatımda yaşadığım musibetlerin asıl sebebi nedir? Takdir-i İlahi’yi bilmeden ağzımdan günah sayılacak laflar çıkmakta mı yoksa ben de Hz. Eyüp(as) gibi tüm musibetlere rağmen salihlerden olma niyetinde miyim?

Kaynakça

Zebur-u Şerif: Eyüp Kitabı, Hezekiyel 14:14,20

İncil-i Şerif: Yakup’un Mektubu 5:11

Kur’an-ı Kerim: En’am 84, Enbiya 83, Sâd 41,43